(765 S. K. m. 504) (5237 S. K. m. 158)
Dava: Nitelikli dolandırıcılık ve görevli memura yalan beyanda bulunmak suçlarından sanık Cuma Birinci'nin yapılan yargılaması sonunda, beraatine dair Bayburt Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 12.03.2003 gün ve 2003/5 Esas, 2003/26 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi katılan vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının onama isteyen 08.09.2004 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle, incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Sanığın, 24.09.2002 tarihli başvuru dilekçesi ve ekindeki belgelerde, Korunga ektiğini belirttiği 105 ada 48 parsel nolu tarlada, Ziraat Mühendisi İsmail Dokuzparmak ve Köy muhtarı Yusuf Birinci tarafından 09.10.2002 tarihinde yapılan incelemede tarımsal faaliyette bulunulmadığının tespit olunması üzerine, İl Tahkim Komisyonunun 11.10.2002 gün ve 15 sayılı kararı ile doğduran gelir desteği ödemesinden yararlandırılmamasına karar verilmesi, adı geçen ziraat mühendisinin yargılamada tanık sıfatı ile alınan ifadesinde kontrol ettikleri bahis konusu parselde tarımsal faaliyette bulunulmadığı ve üzerinde ekili ürün olmadığını beyan etmesi ve sanığın savunmasında tarlaya altı sene önce korunga ektiğini, 2002 yılında sürmediğini ve hububat ekmediğini ikrar etmesi karşısında, 2002/41 sayılı Doğrudan Gelir Desteği Ödemesi Yapılmasına ve Bu Amaçla Çiftçi Kayıt Sisteminin Oluşturulmasına İlişkin Tebliğin, Uygulama Şekli başlıklı üçüncü bölümünde, çiftçilerin, çiftçi kayıt sistemine dahil olabilmeleri için ancak tarımsal faaliyette bulundukları tarım arazilerini beyan edeceklerinin, aksi taktirde müracaatları sırasında teslim ettikleri belgelerdeki bilgilerin doğruluğundan sorumlu tutulacaklarının, aynı Tebliğin, Uygulamanın Denetimi başlıklı dördüncü bölümünde de, idarenin, başvuru sahipleri ile ilgili denetimleri örnekleme yoluyla yapacağının belirtilmesi, başvurunun denetim dışı kalarak haksız menfaat elde edilmesi olanaklı bulunduğundan, başvuru sahibinin haksız ödemeyi gecikme faizi ve zamları ile birlikte geri ödemeyi taahhüt etmesinin, başlangıçta gerçekleştirilen eylemi suç olmaktan çıkarmayacağı gözetilerek, sanığın kamu kurumunu dolandırıcılığa teşebbüs suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, suç kastı bulunmadığından ve beyanının yapılacak denetimle kolayca tespitinin mümkün olduğundan bahisle, yazılı şekilde beraatine hükmolunması,
Sonuç: Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.06.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy