(5320 S. K. m. 6) (5271 S. K. m. 141, 144) (466 S. K. m. 3, 7) (2709 S. K. m. 19) (YCGK. 23.11.2004 T. 2004/1-177 E. 2004/203 K.)
Dava: 466 Sayılı Kanuna göre maddi ve manevi tazminat talebinde bulunan davacı Aytaç Parım vekilinin istemi üzerine yapılan inceleme sonunda:
466 Sayılı Kanuna göre 282.500.000. lira maddi, 1.000.000.000. lira manevi tazminat ile 700.000.000. milyon lira ücreti vekaletin davalı maliye hazinesinden alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ve faize ilişkin talebin reddine dair Bandırma Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 19.11.2004 gün ve 2003/251 Esas, 2004/348 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı hazine vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığın bozma isteyen 29.10.2005 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 5320 Sayılı Yasanın 6. maddesinde 5271 sayılı CMK. nun 141 ve 144. maddeleri hükümlerinin 1.6.2005 tarihinden itibaren yapılan işlemler hakkında uygulanıp bu tarihten önceki işlemlerde 466 sayılı kanun hükümlerinin uygulanacağının düzenlenmesine ve anılan kanunun 3. maddesinde de davacının duruşmada bizzat dinlenmesi gibi bir zorunluluk bulunmayıp mahkemece gerek görülmesi halinde dinlenebileceği hükmüne yer verilmiş olmasına göre; tebliğnamedeki davacının bizzat dinlenerek manevi tazminat miktarının belirlemesi gerektiğine ilişen düşünceye iştirak edilmemiştir. Ancak;
I- Tazminat davasına dayanak oluşturan Bandırma Ağır Ceza Mahkemesi'nin 25.9.2003 gün ve 2003/42 esas 2003/193 sayılı kararına 27.10.2003 tarihinde kesinleşme şerhi verilmiş olması ve sanık müdafiinin yüzüne karşı verilen beraat kararı üzerine temyiz konusu tazminat davasının ise 13.10.2003 havale tarihli dilekçeyle açıldığının anlaşılması karşısında 466 sayılı yasa uyarınca dava açılabilmesi için beraat hükmünün davacı-sanık Aytaç Parım yönünden kesinleşmesinin yeterli bulunduğu be nedenle dayanak dosyada yokluğunda verilen hükmün katılan Türk Telekom A.Ş.'ne hangi tarihte tebliğ edildiği ve davacı-sanık Aytaç Parım ile katılan yönünden hangi tarihte kesinleştiği denetime olanak sağlayacak şekilde dayanak dosya da getirtilip açıkça saptanarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme sonucu davanın süresinde açıldığından bahisle yazılı şekilde karar verilmesi,
II- Kabule göre de;
1- Mahsuba konu olabilecek başkaca bir mahkumiyetinin olup olmadığının tespiti açısından davacıya ait adli sicil kaydının getirtilmemesi,
2- Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.11.2004 gün ve 2004/177- ve 20.09.2005 gün ve 88-98 sayılı kararlarında açıklandığı üzere: 466 sayılı Yasa uyarınca hükmedilen maddi ve manevi tazminatlara istem halinde faiz yürütülmesi gerektiği gözetilmeden faiz isteminin reddine karar verilmesi,
3- Ceza Genel Kurulunun 13.11.2004 gün ve 177-203 sayılı kararında açıklandığı üzere: 17.10.2001 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4709 Sayılı Yasa ile; haksız ve hukuka aykırı olarak yakalanan ve tutuklanan kimselerin bu yüzden uğrayacakları her türlü zararların Devletçe tanzim edilmesine olanak sağlayan Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 19. maddesinin son fıkrasında değişiklik yapılarak zararın tazminat hukukunun genel prensiplerine göre Devletçe ödeneceğinin kabul edilmesi karşısında, 466 Sayılı Yasa uyarınca haksız tutuklama tazminatı başvurusunda davada uygulanması gereken 4.12.2003 gün ve 25306 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 4. fıkrası gereğince, kabul edilen miktar üzerinden tarifenin 3. kısmına göre davacı lehine, davanın reddedilen kısmı üzerinden ise tarifenin 10. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tarifenin 3. kısmına göre davacı lehine belirlenen ücreti geçmeyecek şekilde davalı yararına ve dava tümüyle reddolunduğundan 466 Sayılı Yasanın 7. maddesi hükmü nazara alınarak anılan tarifenin 10. maddesi uyarınca tarifenin 2. kısmının 2. bölümüne göre davalı lehine avukatlık ücretleri tayini gerekmekte olup, incelenen dosyada davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabul olunduğu halde reddolunan kısım üzerinden davalı hazine lehine vekalet ücretine hükmolunmaması,
Sonuç: Yasaya aykırı, davacı ve davalı vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu nedenlerden dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.06.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy