(765 S. K. m. 40, 71, 72, 79, 80, 503, 522) (647 S. K. m. 5) (YCGK 20.04.2004 T. 2004/1-47 E. 2004/101 K.)
Dava: Dolandırıcılık, ünvan ve şeref gaspı, devlet memurlarına intisap iddiası ile menfaat temin etmek suçlarından sanık M. Arsal'ın yapılan yargılaması sonunda, iki kez TCK. nun 79. maddesi delaletiyle 503/1, 522, 71, 72, 40 ve 647 Sayılı Yasanın 5. maddeleri gereğince 6 sene hapis ve 236.068.710.000 lira ağır para cezasıyla mahkumiyetine dair Fatih 4. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 16.07.2004 gün ve 2003/107 Esas, 2004/724 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili ile üst C. Savcısı tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının düzelterek onama isteyen 20.12.2004 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: C. Savcısı ve sanık vekilinin temyiz dilekçesi kapsamına göre dolandırıcılık suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılan incelemede, hüküm fıkrasının 1. bendinde sonuç ağır para cezası 196.500.000.000 lira yerine 196.500.000 lira olarak eksik gösterilmiş ise de, bu husus 2.bentten sonra TCK. nun 72. maddesine göre yapılan içtima sırasında düzeltildiğinden 522. madde ile yapılan uygulama sonucu tayin olunan ağır para cezasının; katılanlar Yasemin ve Kutsal Aktürk'e yönelik suç nedeniyle ceza tayin edilirken temel hapis cezası, hükmün esasını oluşturan kısa kararda 2 yıl, gerekçeli kararda 3 yıl olarak gösterilerek çelişki oluşturulmuş ise de, TCK. nun 522. maddesinin uygulanması sırasında sonuç hapis cezasının her iki kararda da aynı olması nedeniyle gerekçeli kararda 3 yıl olarak gösterilen temel hapis cezasının, mahallinde düzeltilebilir maddi hata olduğu kabul edilerek bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve taktirine incelenen dosya içeriğine göre sanık vekilinin tercümenin ehil olmaması nedeniyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığına, daha önce mahkumiyetine hükmolunan eşinin eylemlerine katılmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, C. Savcısının ise, TCK. nun 80. maddesinin her bir müdahile yönelik eylemi nedeniyle ayrı ayrı uygulanması gerektiğine ilişen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.4.2004 gün ve 47-101 sayılı kararında da açıklandığı üzere maktu vekalet ücretinin asil yerine katılanlar vekili lehine hükmolunması,
Sonuç: Yasaya aykırı ise de; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun CMUK. nun 322 nci maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hükmün vekalet ücretine ilişkin paragrafındaki müdahiller vekiline ibaresinin hükümden çıkarılarak müdahillere denilmek suretiyle eleştiri dışında sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak düzeltilerek ONANMASINA, 07.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy