(765 S. K. m. 81, 102, 503, 522) (1412 S. K. m. 343) (YCGK. 28.03.2000 T. 2000/4-50 E. 2000/52 K.) (YCGK. 01.04.1997 T. 1997/6-65 E. 1997/73 K.)
Dava: Dolandırıcılık suçundan sanık Celal Gürsoy'un Türk Ceza Kanunu'nun 503/1, 522. maddeleri gereğince 4 yıl 6 ay hapis ve 975.000.000 Türk Lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair Çankırı Asliye Ceza Mahkemesinin 25.12.2001 gün ve 1997/84-2001/452 sayılı kararın, Türk Ceza Kanunu'nun 503/1. maddesinde öngörülen cezanın nevi ve miktarına göre, aynı Kanunun 102/4. maddesi uyarınca 5 yıllık dava zamanaşımı süresine tabi bulunduğu, sanığın talimatla sorgusunun yapıldığı 16.12.1996 tarihi ile hükmün verildiği 25.12.2001 tarihi arasında bu sürenin dolmuş olduğu, sanığın kendi hatasından kaynaklanmayan eksik hususların ikmali için yapılan muamelelerin de zamanaşımı süresini kesmeyeceği cihetle, kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle CMUK. nun 343. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 06.01.2005 gün ve 00976 sayılı yazılı emirlerine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 14.01.2005 gün ve YE.20055596 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
Karar: Yerleşik yargısal kararlarda da vurgulandığı gibi, (Y.C.G.K. nun 28.03.2000 gün ve 4-50/52, 01.04.1997 gün ve 6-65/75, 13.3.1989 gün ve 7-44/100 sayılı kararları) TCK. nun 104. maddesinde dava zamanaşımını kesen nedenler tek tek sayılmıştır. Bu nedenler arasında yer alan Tevkifden amaç CMUK. nun 104 ve 223. maddelerinden herhangi birine dayanılarak verilen vicahi veya gıyabi tutuklama kararlarıdır. TCK. nun 104/1. maddesinde zamanaşımını kesmesi yönünden ayırım yapılmadığına göre, hangi amaçla çıkarılmış olursa olsun, her türlü tutuklama müzekkeresi zamanaşımını keser.
İncelenen dava dosyasında da; sahtecilik, dolandırıcılık ve hırsızlık suçlarından sabıkaları bulunan sanığa, TCK. nun 81/1-2. madde ve fıkralarının uygulanması olasılığına göre, CMUK. nun 258. maddesi gereğince ek savunma hakkı vermek için 24.11.1998 tarihinde, CMUK. nun 223. maddesine göre çıkarılan gıyabi tevkif müzekkeresinin zamanaşımını kestiği kuşkusuzdur. Bu itibarla TCK. nun 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık asli dava zamanaşımının hüküm tarihinde gerçekleşmemesi nedeniyle yerel mahkemece kurulan mahkumiyet kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, yazılı emre atfen düzenlenen ihbarnamedeki bozma istemi yerinde görülmediğinden REDDİNE, dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına iadesine, 24.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy