(5320 S. K. m. 8) (1412 S. K. m. 317) (2709 S. K. m. 19) (466 S. K. m. 7)
Dava: 466 Sayılı Kanuna göre maddi ve manevi tazminat talebinde bulunan davacı Türkşan Alan hakkındaki davanın yetkisizlik kararını veren İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesince tefrik edilip mahkemeye açılmış bir dava bulunmadığından bu davacı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer davacılar Bilal Sekban ve Hayati Topyıldız'ın maddi tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile 800.000.000'er lira maddi tazminatın davalı hazineden alınarak davacılara verilmesine dair Eyüp 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 15.6.2004 gün ve 2003/349 Esas, 2004/151 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının onama isteyen 04.07.2005 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle, incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: I- Davalı hazine vekilinin davacı Türkşan Alan'a yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Davacı hakkındaki davanın İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesince tefrik edildiğinden bu davacı hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde hüküm kurulmuş olması karşısında; davacı vekilinin vaki temyiz talebinin 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
II- Davacılar Bilal Sekban ve Hayati Topyıldız hakkında kurulan hükümlere yönelen temyiz itirazlarına gelince;
28.11.2002 gün ve 24950 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4. madde ve fıkrası hükmüne göre; 466 Sayılı Yasa uyarınca yapılan başvurularda tarifenin 3. kısmı gereğince Avukatlık ücretine hükmedileceği ancak bu ücretin 2. kısım 2. bölümün 10. sırasındaki ücretten az olamayacağının düzenlenmiş olması karşısında, her bir davacı lehine buna göre vekalet ücreti takdiri yerine dilekçe yazım ücretine hükmolunması, temyiz edenin sıfatı itibariyle bozma nedeni yapılmamıştır.
1- Denetime olanak verecek şekilde beraat kararı ile sonuçlanan ve tazminat davasına konu oluşturan Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasının celbedilmemesi veya kesinleşme şerhi içeren onaylı karar sureti getirtilmeden dosya inceleme tutanağı ve kesinleşme şerhi içermeyen onaysız karar fotokopisi ile yetinilerek davanın süresinde açıldığından bahisle kabulüne karar verilip hüküm kurulması,
2- Davacılara ait nüfus kaydı ile adli sicil kaydının getirtilmemesi,
3- Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.11.2002 gün ve 2002/673-393 sayılı onaysız kararında sanıkların 31.8.2002-13.11.2002 tarihlerinde tutuklu kaldıklarının belirtildiği ve mahkemece de bu tarihler arasında tutuklu kaldıkları kabul edildiği ve buna göre tutukta kalınan toplam sürenin 74 gün olduğu gözetilmeden 78 gün kabulü ile sanıkların tutukta kaldıkları 29 Ekim'in resmi tatil olduğu, hafta sonları 2 gün çalışmanın mutat olup olmadığı da araştırılmadan resmi tatil ve haftasonu tatillerinin tazminat hesaplamasında dikkate alınamayacağı da düşünülmeden hesaplanan bilirkişinin isabetsiz raporuna itibarla yazılı şekilde karar verilmesi,
4- Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 13.11.2004 gün ve 177-203 sayılı kararında açıklandığı üzere: 17.10.2001 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4709 Sayılı Yasa ile; haksız ve hukuka aykırı olarak yakalanan ve tutuklanan kimselerin bu yüzden uğrayacakları her türlü zararların Devletçe tanzim edilmesine olanak sağlayan Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 19. maddesinin son fıkrasında değişiklik yapılarak zararın tazminat hukukunun genel prensiplerine göre Devletçe ödeneceğinin kabul edilmesi karşısında, 466 Sayılı Yasa uyarınca haksız tutuklama tazminatı başvurusunda davada uygulanması gereken 28 Kasım 2002 gün ve 24950 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 4. fıkrası gereğince, kabul edilen miktar üzerinden tarifenin 3. kısmına göre davacı lehine, davanın reddedilen kısmı üzerinden ise tarifenin 10. maddesinin 2. fıkrası uyarınca tarifenin 3. kısmına göre davacı lehine belirlenen ücreti geçmeyecek şekilde davalı yarına ve dava tümüyle reddolunduğundan 466 Sayılı Yasanın 7. maddesi hükmü nazara alınarak anılan tarifenin 10. maddesi uyarınca tarifenin 2. kısmının 2. bölümüne göre davalı lehine avukatlık ücretleri tayini gerekmekte olup, incelenen dosyada davacıların maddi tazminat istemi kısmen manevi tazminat istemleri tamamen reddolunduğu halde reddolunan kısım üzerinden davalı hazine lehine her bir davacı yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmolunmaması,
Sonuç: Yasaya aykırı, davacı hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu nedenlerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.04.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy