(5320 S. K. m. 8) (5271 S. K. m. 223, 230) (5252 S. K. m. 9/3)
Dava: Sahtecilik suçundan sanık Mehmet Ezer'in yapılan yargılaması sonunda Mahkumiyetine dair hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenilmesi üzerine dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığınca 5320 Sayılı Yasanın 8/2 Maddesi gereğince iade edilmesinden sonra aynı mahkemece dosya üzerinde verilen 18.08.2005 gün ve aynı sayılı karar ekindeki dava evrakı temyiz incelemesi yapılmak üzere C.Başsavcılığının bozma isteyen 14.09.2005 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle, incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar aleyhine temyiz yoluna başvurulan kararlar hakkında Yargıtay tarafından yapılacak inceleme usulü, 5320 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8/1. 1412 Sayılı CMUK.'nun 305 ila 326. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemenin istisnası olarak 5320 Sayılı Yasanın 8. maddesinin 2. fıkrasında "Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce ilk derece mahkemelerince karar verilmiş olup, temyiz edilmekle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiş bulunan dava dosyalarından, lehe kanun hükümlerinin uygulanması yönünde mahkemesince değerlendirme yapılması gerektiği açıkça anlaşılanlar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca doğrudan ilgili mahkemesine iade edilebilir. Bu halde, mahkemesince duruşma yapılarak karar verilir" hükmü yer almaktadır. Bu hüküm T.B.M.M. Genel Kurulunda kabul edilen bir önerge ile maddeye eklenmiş olup, gerekçesinde, "Yeni ceza mevzuatındaki lehe kanun hükümlerinin uygulanması yönünde hükmü veren mahkemece değerlendirme yapılması gerektiği açıkça anlaşılan dava dosyalarının, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca doğrudan mahkemesine iade edilebilmesi imkanı getirilerek, gereksiz yere zaman kaybına yol açacak bir uygulamanın önüne geçilmesi amaçlanmaktadır" denilmiştir. Böylece Özel Dairelerin, lehe yasanın uygulanması için yapacakları bozma kararlarının doğuracağı sonuçlara vakit geçirilmeksizin ulaşılması amaçlanmıştır.
Hükmün düzenlenmiş amacı da gözetildiğinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade işlemi, temyiz sürecini sonlandıran, yerel mahkeme kararını ortadan kaldıran, mahkemece uyulması zorunlu olan, kendine özgü bir işlemdir. Dosyanın iadesi ile temyiz edilen karar ortadan kalkmakta olup yerel mahkemece duruşma açılıp, CMK'nun 223-230. maddeleri uyarınca ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddesi gereğince önceki ve sonraki yasaların ilgili tüm hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek bir karar verilmesi gerekmektedir. Maddede yer alan "Bu halde, mahkemesince duruşma yapılarak bir karar verilir." Hükmü emredici nitelikte olup, duruşma açılması zorunluluğunu açıkça göstermektedir. Emredici olan bu hükme rağmen duruşma açılmadan karar verilmesi yasaya aykırıdır. Duruşma açılmaksızın dosya üzerinde "ek karar" adı altında veya bir yazı ile temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi, yasaya aykırı ve hukuksal sonuç doğurmayan bir işlemdir. Bu aşamadan sonra düzenlenen tebliğname ile iade işleminden dönülmesi hukuken mümkün olmadığı gibi yasa gereği ortadan kalkan kararın temyizen incelenmesi de olanaksızdır.
Sonuç: Açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade işlemi üzerine yerel mahkeme kararı ortadan kalktığından duruşma açılarak usulünce karar verilmesi ve bu hükme karşı temyiz davası açılması halinde inceleme yapılması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi gerektiğinden, bu aşamada incelenmesi gereken bir karar bulunmadığı cihetle 5320 Sayılı Yasanın 8/2. maddesinin son cümlesi uyarınca gereğinin ifası için mahalline gönderilmemek üzere dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.02.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy