(765 S. K. m. 59, 80, 504, 522) (5237 S. K. m. 7, 43, 62, 158) (5271 S. K. m. 261, 264, 271, 309) (1412 S. K. m. 305) (5252 S. K. m. 9)
Dava: Dolandırıcılık suçundan sanık Kenan Narın, 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 504/3, 80, 522, 59/2. (iki kez) maddeleri gereğince 4 yıl 3 ay 10 gün ağır hapis ve 32.409.701.000 Türk Lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair, Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.06.2003 gün ve 2002/374 Esas, 2003/184 sayılı kararının infazı sırasında, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, 5237 Sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinin uygulanması halinde sonuç ceza miktarının değişmeyeceğinden bahisle, hükmün değiştirilmesine yer olmadığına ilişkin aynı mahkemenin 17.06.2005 gün, 2005/422 müteferrik sayılı ek kararına yönelik itirazın kabulü ile yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine ilişkin, Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.07.2005 gün ve 2005/389-419 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilmiş bulunan ek karara karşı yapılan itirazın kabul edilerek kaldırılmasına karar verilmiş olunmasına göre, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271/2. maddesi hükmü doğrultusunda itirazın konusu hakkında da bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 14.10.2005 gün ve 43554 sayılı yazılı emirlerine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 11.11.2005 gün ve YE.2005187252 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
Karar: 1.6.2005 tarihinde yürürlükten kaldırılan 765 Sayılı Türk Ceza Yasasının 2/2. maddesi ile aynı tarihte yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Yasasının 7/2. maddesinde; suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise fail lehine olan kanunun uygulanarak infaz olunacağı hükmü yer almaktadır. Anılan Yasalar arasındaki uyum sorununu gidermek, uygulama ilkelerini belirlemek amacıyla da 5252 Sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun Kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. 5252 Sayılı Yasanın 9. maddesinde lehe Yasanın derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın dosya üzerinde karar verilebileceği kabul edilerek, asıl olanın duruşma yapılması olduğu hükme bağlanmıştır. Buna göre, mahkemece bir değerlendirme yapılarak, suçun unsurlarının tayini, takdir hakkı kullanılarak cezanın belirlenmesi veya kişiselleştirilmesinin gerektiği hallerde taraflara da haber verilerek duruşma açılması, alınacak beyanları ve sunacakları deliller toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Ceza Genel Kurulu'nun 11.05.1999 gün ve 104/113 sayılı ve 6.10.1998 gün 224/297 sayılı kararlarında duruşmalı inceleme sonunda verilen ve kesinleşen bir hükmün zat ve mahiyetinde değişiklik yapılması, aksine bir düzenleme yapılmadığı takdirde ancak duruşma yapılarak verilecek yeni bir hükümle mümkün olduğu kabul edilmiştir. Diğer yandan davanın esasını çözen yada değişiklik yapan veya sonradan yürürlüğe giren yasa değerlendirilerek verilen davayı sonuçlandırıcı (nihai) kararlar duruşma dışında verilmiş olsalar da 5271 Sayılı CMK. nun 267 ve 5320 Sayılı Yasanın 8. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 305. maddesine göre temyize tabidir.
Yasaya aykırı olarak evrak üzerinde karar verilmesi yasa yolunu değiştirmeyecektir.
Dosya içeriğine göre, nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilip temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen mahkumiyet hükmü infaz edilirken, 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun lehe hükümlerinin değerlendirilmesi amacıyla resen dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesince 17.6.2005 gün ve 2002/374 esas, 2003/184 sayılı ek kararla "5237 Sayılı Yasanın 158/1-f, 43/1, 62. maddelerinin uygulanması halinde sonuç ceza miktarı değişmeyeceğinden hükmün değiştirilmesine ve infazın durdurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, hükümlü tarafından bu karara karşı yasal süresinde itiraz yoluna başvurulmuştur. CMK. nun 264/1. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun ve merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağından 2. fıkra uyarınca dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay C. Başsavcılığına gönderilmesi gerekmektedir. Buna rağmen başvurunun itiraz olarak kabulü ile incelenerek Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.7.2005 gün 2005/389-419 müteferrik sayılı kararı hukuken yok hükmünde olup 17.6.2005 günlü ek karar henüz kesinleşmemiştir. Kanun yararına bozma, kesin olan yada temyiz edilmeden kesinleşen hükümlere karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur. Yok hükmündeki bir kararın temyizen veya yasa yararına incelenmesi olanaksızdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.6.2005 gün ve 374/184 sayılı ek kararı temyize tabi olup yasal yollara başvurulması nedeniyle kesinleşmediğinden ve Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 27.7.2005 gün ve 2005-389-419. Müt. Sayılı kararı da hukuken yok hükmünde olması nedeniyle incelenemeyeceğinden yasa yararına bozma isteminin REDDİNE, temyiz incelemesi yapılması için gereğinin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına iadesine 26.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy