(5237 S. K. m. 7, 58, 206, 267, 268) (765 S. K. m. 343)
Adli işlem sırasında memura yalan beyanda bulunmak suçundan sanık Ö.K.' nın 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 206. maddesi uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, anılan Kanunun 58/7. maddesi gereğince mükerrirlere Özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına dair Bakırköy 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.07.2005 tarihli ve 2002/758 Esas, 2005/803 sayılı kararın,
1- Dosya kapsamına göre; sanığın, adli tahkikat sırasında gerçekte var olan kişinin kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle kimliği hakkında resmi mercilere yalan beyanda bulunmak olarak mahkemece belirlenen eyleminin, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 268/1. maddesi aracılığıyla 267/1. maddesi kapsamında düzenlendiği, sanığın bildirdiği kimlik bilgilerinin gerçekte var olmayan kişiye ait olduğunun anlaşılması durumunda anılan Kanunun 206/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği, bu nedenle sanığın eylemine uyan 765 Sayılı Kanunun 343/2. maddesi ile 5237 Sayılı Kanunun 267/1. maddesinin birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan kanunun uygulanması gerekirken, sanığın eylemine uymayan 5237 sayılı Kanunun 206/1. maddesinin uygulanması suretiyle hüküm kurulmasında,
2- Kabule göre de, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun hükümlü lehine düzenleme getirdiği mahkemece verilen kararla da kabul edildiği, ancak 5237 Sayılı Kanunun 58. maddesinde tekerrür halinde cezadan artırım düzenlenmediği, anılan maddenin 7. fıkrasında mahkumiyet kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanacağı belirtilir. Şeklinde infaz rejimi ile ilgili düzenlemelere yer verildiği,
Diğer taraftan 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin infazı Hakkında Kanunun 108/1-c maddesinde tekerrür halinde süreli hapis cezasının dörtte üçünün infaz kurumunda iyi haili olarak çekilmesi durumunda, koşullu salıverilmeden yararlanabilecek olması karşısında, infaz yönünden 647 Sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun hükümlü lehine olduğu, Nazara alındığında, mahkemece 5237 Sayılı Kanun'a göre tayin-olunan 3 ay hapis cezasının, 647 Sayılı Kanun uyarınca yerine getirilmesinin hükümlü lehine olduğu gözetilmeden, 5275 sayılı Kanun kapsamında mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından itibaren denetimli serbestlik tedbirlerine tâbi tutulmasına dair karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 01.03.2006 gün ve 8660 sayılı yazılı emirlerine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 26.04.2006 gün ve YE. 2006040726 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdi-i kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
Suç tarihi ve 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. maddesinin 3. fıkrasında yer alan hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler derhal uygulanır hükmü gözetilmeden hükümlünün mükerrirlere özgü infaz rejimine ve cezanın infazından itibaren denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulması yasaya aykırı ise de, gerekçesi aşağıda belirtileceği üzere lehe hüküm içermeyen yeni yasanın uygulanma olanağının bulunmaması karşısında bu hususa yönelen kanun yararına bozma düşüncesi yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamına göre, hükümlünün gerçekte var olan kişinin kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle kimliği hakkında resmi mercilere yalan beyanda bulunmak olarak belirlenen eyleminin 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 268/1. maddesi aracılığıyla 267/1. maddesi kapsamında düzenlendiği yeni TCK' nın 206/1. maddesinin, bildirilen kimlik bilgilerinin gerçekte var olmayan kişilere ait olması durumunda, uygulanma olanağının doğabileceği, bu sebeple hükümlünün eylemine uyan 765 Sayılı TCK' nın 343/2. maddesi ile 5237 Sayılı TCK' nın 267/1. maddesinin birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe hüküm içeren 343/2. maddenin uygulanması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması yasaya aykırı ve kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden Bakırköy 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.07.2005 gün, 2002/758 Esas, 2005/803 sayılı kararının aleyhe sonuç doğurmamak koşuluyla BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C. Başsavcılığına İADESİNE, 31.05.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy