(5237 S. K. m. 3, 43 52, 53, 54, 61, 62, 63, 157, 204) (5275 S. K. m. 99, 101) (5320 S. K. m. 8) (1412 S. K. m. 317) (5252 S. K. m. 9)
Dava: Resmi evrakta sahtecilik, Kamu kurumları aracı kılınmak suretiyle dolandırıcılık, ruhsatname, sürücü belgesi ile nüfus cüzdanında sahtecilik ve cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçlarından sanık Osman S.'in yapılan yargılaması sonunda:
Suç vasıflarındaki vaki değişiklikler nedeniyle 5237 sayılı TCK. nun 204/1-3, 43/1, 157/1(iki kez), 62/1, 52/1-2-3-4, 53/1-a-b-c-d-e, 54/4, 63, 5275 sayılı Yasanın 99/1 ve 101/2. maddeleri gereğince 5 yıl 23 ay 22 gün hapis ve 4000 Yeni Türk Lirası adli para cezası ile mahkumiyetine, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçundan beraatine dair İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 07.12.2005 gün ve 2005/208 Esas, 2005/395 Karar sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığının red ve bozma isteyen 16.05.2006 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: I- Sanığın, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak suçundan hakkında verilen beraat kararını gerekçesi dışında temyiz etmesinin mümkün bulunmadığı ve temyiz dilekçesinde de gerekçeye yönelik bir itiraz olmadığı anlaşıldığından, müdafiinin, sanığın beraatine ilişkin vaki temyiz isteminin 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 317. maddesi uyarınca istem gibi reddine,
II- Sanık müdafiinin, mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince:
1- Kararın gerekçe bölümünde; 5252 sayılı Türk Ceza Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden ve uygulamalı karşılaştırma yapılmadan yazılı şekilde denetime olanak vermeyecek şekilde soyut ifadelerle lehe olduğundan bahisle sanığın 5237 sayılı Yasa hükümlerine göre mahkumiyetine hükmolunması,
Kabule göre de;
2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Anayasa Komisyonu gerekçesinde de belirtildiği üzere adı geçen kanunun 61. maddesi ile cezanın belirlenmesinde izlenmesi gereken yöntem açık ve denetime imkan tanıyacak bir biçimde ortaya konmuştur. Buna göre, somut olayda ilgili suç tanımında belirlenen cezanın alt ve üst sınırı arasında ceza tayin edilirken, cezanın belirlenmesine ilişkin madde hükmünde gösterilen ölçütler dikkate alınacaktır. Bu düzenleme ile soyut gerekçelerle cezanın alt veya üst sınırdan belirlenmesi şeklindeki yanlış uygulamanın önüne geçilmek amaçlanmıştır.
Bu açıklamalar ışığı altında bir suçtan dolayı 5237 sayılı TCK. nun 61. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususları göz önünde bulundurularak ve somut gerekçeler tek tek belirtilmek suretiyle ilgili kanun maddesindeki cezanın alt ve üst sınırları arasında takdir hakkı kullanılacaktır. Ayrıca bu temel ceza belirlenirken aynı Kanunun 3. maddesinin 1. fıkrasındaki Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur. şeklindeki hüküm de gözetilmek zorundadır.
Buna göre; sanık hakkında hükmolunacak temel ceza 5237 sayılı TCK. nun 61. maddesinde belirtilen hususlar göz önünde bulundurularak ve somut gerekçeler belirtilmek suretiyle belirlenmesi gerekirken, hukuki dayanaktan yoksun ve somut olaya uygun olmayan kanundaki bazı deyimler tekrar edilerek takdiren ve teşdiden denilmek suretiyle temel cezasının belirlenmesi,
2- Dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı TCK. nun 52/2. maddesi uyarınca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden bir tam gün karşılığı tayin olunan cezanın asgari hadden tayini,
3- 5237 sayılı TCK. nun cezaların toplanması kuralına yer vermediği, sanık hakkında hükmolunan her bir cezanın diğerinden bağımsız olduğu gözetilmeden cezaların toplanması,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 25.09.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy