(765 S. K. m. 508, 522)
Emniyeti suistimal suçundan sanık Hamza K.'ın 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 508, 522/1. maddeleri gereğince 12 ay hapis ve 854.190.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair, Malatya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.10.2003 tarihli ve 2002/547 esas, 2003/493 sayılı kararının infazı sırasında 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, anılan Kanun'un sanık lehine olmadığından bahisle, sanığın 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 508. maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 711 Yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair aynı Mahkemenin 10.06.2005 tarihli ve 2002/547 esas, 2003/493 sayılı ek kararını, tüm dosya kapsamına göre 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddeleri uyarınca, yeni kanunun sanık lehine hükümler getirip getirmediği ve kesinleşmiş hükümler açısından infaz aşamasında uygulanıp uygulanmayacağının tespit edilmesi bakımından, temel ceza maddesi yanında kanuni ve takdiri artırım ve indirim maddelerinin uygulanmasında hakimin takdir hakkını kullanarak karar vermesini gerektiren durumlar ile hükmün zat ve mahiyetinde değişiklik gerektirecek bir hususta öncelikle incelemenin duruşmalı olarak yapılması gerektiği gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde,
1- Sanığın üzerine atılı güveni kötüye kullanmak eyleminin şikayete tabi suçlardan olması karşısında, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73. maddesi uyarınca uzlaşma hükümlerinin öncelikle uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinde,
2- 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 93/2 maddesine göre, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe hükmün belirlenecek olması karşısında, mahkemece 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun daha lehe olduğunun kabul edilmesi sebebiyle sanık hakkında anılan Kanun'un 522. maddesinin uygulanmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 18.04.2006 gün ve 16523 sayılı yazılı emirlerine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 17.05.2006 gün ve YE.200682927 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
Eylemin tartışmasız olarak suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması veya belirlenen cezanın bir değerlendirme ve taktir gerektirmemesi gibi hallerde duruşma yapılmaksızın evrak üzerinde karar verilebileceği, mahkemece bir değerlendirme yapılması, suçun unsurlarındaki değişiklikleri takdir ve tayini halinde ise 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca duruşma yapılarak güveni kötüye kullanma suçunun şikayete bağlı olması nedeniyle öncelikle 5237 Sayılı TCK. nun 73, 5271 Sayılı CMK. nun 253, 254 maddeleri uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiği, uzlaşma sağlanamadığı taktirde suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu ile sonradan yürürlüğe giren 5237 Sayılı Kanunun ilgili tüm hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe hükmün belirlenmesi, gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde cezaların alt sınırından bahisle 765 Sayılı Yasanın sanık lehine olduğundan kabulü ile evrak üzerinde karar verilmesi yasaya aykırı, kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce bu itibarla yerinde görüldüğünden Malatya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.06.2005 gün, E, 2002/547 K. 2003/493 sayılı Ek kararın CMK. nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına iadesine 30.06.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy