(765 S. K. m. 2/2)
Dolandırıcılık suçundan hükümlü Kemal U.'ın 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 503/1, 522/1. maddeleri gereğince 1 yıl 2 ay hapis ve 74.666.666 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair, Üsküdar 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.09.1997 tarihli ve 1997/531-807 sayılı kararının infazında, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerin uygulanması talebi üzerine, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun sanık lehine olduğu anlaşıldığından yeni bir karar verilmesine takdiren yer olmadığına dair, aynı Mahkemenin 28.06.2005 tarihli ve 1997/531-807 sayılı ek kararını müteakiben yeniden yapılan talep üzerine 5237 sayılı Kanun'un daha lehe olduğu gerekçesiyle anılan Kanun'un 157. maddesi gereğince takdiren 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, aynı Mahkemenin 19.08.2005 tarihli ve 1997/531-807 sayılı kararını, mahkemece verilen ilk uyarlama kararında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli hakkında Kanunu'nun 9/3. maddeleri uyarınca, yeni kanunun sanık lehine hükümler getirip getirmediği ve kesinleşmiş hükümler açısından infaz aşamasında uygulanıp uygulanmayacağının tespit edilmesi bakımından, temel ceza maddesi yanında kanuni ve taktiri artırım ve indirim maddelerinin uygulanmasında hakimin taktir hakkını kullanarak karar vermesini gerektiren durumlar ile hükmün zat ve mahiyetinde değişiklik gerektirecek bir hususta öncelikle incelemenin duruşmalı olarak yapılması gerektiği gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu gereği uyarlama talep edilmesi üzerine mahkemece, 28.06.2005 tarihinde 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu ile verilen cezanın sanık lehine olduğu gerekçesiyle yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar sanığa tebliğ edilerek kesinleşmesine rağmen, yeniden yapılan uyarlama talebi üzerine mahkemece 19.08.2005 tarihinde, bu sefer 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun daha lehine olduğu gerekçesiyle anılan Kanun'un 157. maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek kesinleşmiş hüküm üzerine ikinci defa aynı konuda farklı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 17.04.2006 gün ve 16297 sayılı yazılı emirlerine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 17.05.2006 gün ve YE.200682934 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı TCK. gereğince uyarlama talebi üzerine mahkemece 28.06.2005 tarihinde 765 Sayılı TCK. ile verilen cezanın hükümlü lehine olduğu gerekçesiyle yeni bir karar verilmesine yer olmadığına dair verilen ve kesinleşen karardan sonra yasal bir gereklilik olmadığı halde ikinci kez yapılan uyarlama talebi üzerine aynı mahkeme tarafından bu defa 5237 Sayılı TCK. nun daha lehe olduğu gerekçesiyle yeniden kurulan 19.08.2005 gün ve 1997/531 Esas, 1997/807 sayılı karar değerden yoksun bulunduğundan bu karara yönelen kanun yararına bozma talebinin Reddine,
28.06.2005 gün ve 1997/531-807 sayılı karara yönelik kanun yararına bozma talebine gelince;
765 Sayılı Türk Ceza Yasasının 2/2 maddesi ile bu yasa yerine yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Yasasının 7/2. maddesinde suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise fail lehine olan kanunun uygulanarak infaz olunacağı hüküm altına alınmıştır. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlüğe konulmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Bu itibarla 5237 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 01.06.2005 tarihinden önce verilen kararlarda, ortaya çıkan uyum sorunlarının giderilmesi, uygulanması gereken lehe hükmün tespiti, 5237 Sayılı Yasanın uygulanma ilkeleri geçici nitelikte bulunan 5252 Sayılı Yasaya göre belirlenecektir. Anılan yasanın 9. maddesinde lehe yasanın derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın dosya üzerinde karar verilebileceği kabul edilerek asıl olanın duruşma yapılması olduğu hükme bağlanmıştır. Maddede sözü edilen haller eylemin, tartışmasız olarak suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması veya belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdir gerektirmemesi gibi hallerdir. Mahkemece bir değerlendirme yapılarak suçun unsurlarının tayini takdir hakkı kullanılarak cezanın belirlenmesi veya kişiselleştirilmesinin gerektiği durumlarda, davaya katılan veya şikayetçiye de haber verilerek duruşma açılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Evrak üzerinde yapılan incelemede, suçun unsurlarının tartışılması, yeni yasanın verdiği takdir hakkı kullanılarak ceza tayini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, hükmün niteliğinin değiştirilmesi ve bu kararın sınırlı inceleme yapması gereken itiraz merciince incelenerek talebin yerinde olduğuna veya olmadığına karar verilmesi mümkün değildir. Ayrıca Ceza Genel Kurulunun 11.5.1999 gün 104/113 ve 6.10.1998 gün 224/297 sayılı kararlarında duruşma yapılarak verilip kesinleşen bir hükmün zat ve mahiyetinde değişiklik yapılması aksine bir düzenleme olmadığı takdirde ancak duruşma yapılarak verilecek yeni bir hükümle mümkün olduğu kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde bulunmakla Üsküdar 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2005 gün, 1997/531-807 sayılı kararının CMK. nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, gereğinin mahallinde taktir ve ifasına dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına İADESİNE, 03.07.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy