(765 S. K. m. 2, 504, 522) (5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 277) (5320 S. K. m. 8)
Resmi evrakta sahtecilik suçlarından sanık Davut Mansuroğlu'nun yapılan yargılaması sonunda, mahkumiyetine dair Bafra Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 5.3.2003 gün, 1998/14 Esas, 2003/26 Karar s. hükmün, sanık tarafından temyizi üzerine 5237 S. Kanun yönünden değerlendirilmesi için Yargıtay 6. Ceza Dairesince bozulmasından sonra aynı mahkemece duruşma yapılmaksızın dosya üzerinde verilen 08.09.2005 tarih ve 2005/149 Esas, 2005/82 s. kararın süresi içerisinde Yargıtay'ca tetkiki sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının bozma-ortadan kaldırma isteyen 29.05.2006 günlü tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü;
765 S. Türk Ceza Kanununun 2/2 maddesi ile bu kanun yerine yürürlüğe giren 5237 S. Türk Ceza Kanununun 7/2. maddesinde suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan yasa ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise fail lehine olan yasanın uygulanarak infaz olunacağı hüküm altına alınmıştır. 5237 S. Türk Ceza Yasasının yürürlüğe konulmasına ait usul ve esasları belirlemek amacıyla 5252 S. Türk Ceza Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasa kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Bu itibarla 5237 S. Kanunun yürürlüğe girdiği 01.06.2005 gününden önce verilen kararlarda, ortaya çıkan uyum sorunlarının giderilmesi, uygulanması gereken lehe hükmün tespiti, 5237 S. Kanunun uygulanma ilkeleri geçici nitelikte bulunan 5252 S. Kanuna göre belirlenecektir. Anılan kanunun 9. maddesinde lehe kanunun derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın dosya üzerinde karar verilebileceği kabul edilerek asıl olanın duruşma yapılması olduğu hükme bağlanmıştır. Maddede sözü edilen haller eylemin, tartışmasız olarak suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması veya belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdir gerektirmemesi gibi hallerdir. Mahkemece bir değerlendirme yapılarak suçun unsurlarının tayini takdir hakkı kullanılarak cezanın belirlenmesi veya kişiselleştirilmesinin gerektiği durumlarda, davaya katılan veya şikayetçiye de haber verilip duruşma açılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Evrak üzerinde yapılan incelemede, suçun unsurlarının tartışılması, yeni kanunun verdiği takdir hakkı kullanılarak ceza tayini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, hükmün niteliğinin değiştirilmesi ve bu kararın sınırlı inceleme yapması gereken itiraz merciince incelenerek talebin yerinde olduğuna veya olmadığına karar verilmesi mümkün değildir. Davanın esasını çözen yada değişiklik yapan ve sonradan yürürlüğe giren kanun değerlendirilerek yeniden karar verilmesine yer olmadığına ait sonuçlandırıcı (nihai) kararlar duruşma dışında verilmiş olsalar dahi 5271 S. Ceza Muhakemesi Yasasının 267 ve 5320 S. Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 S. Kanunun 305. maddesine göre temyize tabidir.
Bu itibarla; 5252 S. Kanunun 9. maddesi uyarınca usulüne uygun biçimde duruşma açılıp anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca da sanığın 765 S. TCK. nun 504/5, 522, 81. maddeleri gereğince cezalandırılmasına ait önceki hüküm ile sonradan 1.6.2005 gününde yürürlüğe giren 5237 S. Kanunun temel cezanın tayini ile bireyselleştirilmesine ait bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek biçimde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe hükmün belirlenip sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde dosya üzerinde karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenlerden dolayı 5320 S. Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 S. CMUK. nun 321. maddesi uyarınca istek gibi BOZULMASINA, 12.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy