(765 S. K. m. 350) (5271 S. K. m. 309)
Dava: Sahte sürücü belgesi kullanmak suçundan sanık 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 350/1-3 maddesi uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair A. 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.07.2005 tarihli ve 2004/664 esas, 2005/680 sayılı kararın; Dosya kapsamına göre, sanığın yapılan soruşturması sırasında, polisler tarafından daha önceden tanınan bir kişi olması nedeniyle kullandığı kimliğin sahte olduğunun anlaşıldığı gibi, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 18.2.1999 tarih ve 1999/550-776 sayılı ilamında da benzer bir olayda belirtildiği üzere, suça konu sürücü belgesinde yapılan sahteciliğin iğfal kabiliyetini haiz olmadığının Adli Tıp Kurumu Fizik ihtisas Dairesinin 26.5.2005 tarihli ve 2005/24338-3244 sayılı raporundan da anlaşılması karşısında sanığın beraatı yerine yazılı şeklide mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza işleri Genel Müdürlüğü ifadeli 25.04.2006 gün ve 17415 sayılı yazılı emirlerine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 29.05.2006 gün ve YE.2006/90041 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
Karar: İncelenen dosya içeriğinden, hükmün konusunu oluşturan sahte sürücü belgesi hakkında A. Kriminal Polis Laboratuarınca düzenlenen 3.5.2004 gün ve 2004/470 nolu raporda tetkik konusu sürücü belgesi üzerinde fotoğraf değişikliği yöntemiyle gerçekleştirilen tahrifatın ilk bakışta ve kolaylıkla fark edilemeyecek nitelikte olması nedeniyle iğfal kabiliyetini haiz olduğu Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesince düzenlenen 26.5.2005 gün ve 3244 sayılı raporda da inceleme konusu sürücü belgesi üzerinde yapılmış olan fotoğraf değişikliği işleminin ilk bakışta dikkat çekmeyeceği, ancak ilgililerce yapılacak tetkik ve kontrol koşullarında anlaşılacağı cihetle belirtilen koşullarda ilgililer nezdinde iğfal kabiliyetini haiz bulunmadığının açıklandığı anlaşılmaktadır.
Sahtecilik suçunun unsurlarından olan iğfal kabiliyeti aldatma yeteneği belgeden objektif olarak anlaşılmalı yapılan sahtecilik çok sayıda kişiyi aldatacak nitelikte olmalıdır. Yukarıda açıklanan her iki raporda da sahte sürücü belgesindeki fotoğraf değişikliğinin ilk bakışta dikkati çekmeyeceği açıklandığına göre mahkemenin suçun asıl unsurları itibariyle oluştuğuna ilişkin kabul ve takdirinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Öte yandan 26.10.1932 gün ve 29/12 Sayılı İçtihadı Birleştirme kararında açıklandığı üzere, uygulamadaki esaslı hatalar ve esasa etkili usul hataları yasa yararına bozma konusu olabilecektir. Hakimin takdir, tercih ve değerlendirmesine ilişkin hususlarda bu yola başvurulamaz,
Ceza Genel Kurulunun 25.10.1993 gün ve 260/281 sayılı kararında da belirtildiği gibi olaya ilişkin tüm deliller toplanıp, değerlendirilip suçun oluştuğu kabul edilerek mahkumiyet hükmü kurulduğuna göre delil takdiri yapılarak verilen bu karar aleyhine, takdirinde yanılgıya düşüldüğünden ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle yasa yararına bozma yoluna başvurulamaz,
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle yasa yararına bozmaya atfen düzenlene ihbarnamedeki düşünce yerinde bulunmadığından CMK. nun 309. maddesi uyarınca reddine, dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına İADESİNE, 04.07.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy