(765 S. K. m. 65, 510, 522) (5275 S. K. m. 107) (5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 309) (1412 S. K. m. 305) (YCGK 27.12.2005 T. 2005/3-162 E. 2005/173 K.)
Hizmet sebebiyle emniyeti suistimal suçundan hükümlü Salman Y.'ın, 765 Sayılı Türk Ceza Kanununun 510, 65/3, 522. maddeleri gereğince 6 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, Adana 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.03.1995 tarihli ve 1993/845 esas, 1995/113 sayılı kararından dolayı hükümlünün şartla tahliyesini müteakip, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, sanığın şartla tahliye edildiği, bihakkın tahliye süresi içerisinde de henüz herhangi bir suç işlemediği, suç işlediği takdirde uyarlama kararı verilebileceği, bu aşamada uyarlama talebinin hukuki yarar bulunmadığından bahisle, reddine dair, aynı mahkemenin 28.02.2006 tarihli ve 1993/845 esas, 1995/113 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine ilişkin, Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2006 tarihli ve 2006/139 değişik iş sayılı kararın dosya kapsamına göre, şartla tahliye kararından sonra deneme süresi içersinde bir suç işlenmesi halinde 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107. maddesi uyarınca bakiye cezanın infazının gündeme geleceği, bu durumda hükümlünün deneme süresinin yeniden tespit edilebilmesi bakımından lehe olan kanunun uygulanması gerekeceği cihetle, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi 3. fıkrasında yer alan lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması, suretiyle belirlenir. şeklindeki düzenlemeye ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun Zaman bakımından uygulama başlıklı 7. maddesine nazaran öncelikle yargılama dosyası üzerinden duruşma açılmak suretiyle lehe Kanunun tespit edilerek uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 05.05.2006 gün ve 19493 sayılı yazılı emirlerine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 07.06.2006 gün ve YE.2006103813 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 162/173 sayılı kararın da açıklandığı gibi, 765 Sayılı Türk Ceza Yasasının yürürlükten kalkması ve 5237 Sayılı Türk Ceza Yasasının yürürlüğe girmesi nedeniyle lehe yasanın belirlenmesi için 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın 9. maddesi uyarınca duruşmalı veya duruşmasız inceleme sonunda verilen kararlar hüküm niteliğinde olup, 1412 Sayılı CMUK. nun 305. maddesinde öngörülen haller dışında temyize tabidir. Yerel Mahkeme Kararında yasa yolu olarak kararın itiraza bağlı olduğunun gösterilmiş olması bu durumu değiştirmez. Cumhuriyet Savcısının itirazı üzerine itiraz merciin de yasa yoluna başvurmada hata yapıldığını saptayıp, dosyanın Yargıtay'a gönderilmesi gerektiğini belirtmesi yerine, başvuruyu inceleyip sonuçlandırmak suretiyle verdiği karar yok hükmündedir. Ayrıca dosyanın incelenmesinden, Adana 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.2.2006 gün ve 1993/845 esas, 1995/113 sayılı uyarlama kararının hükümlüye tebliğ edilmemesi nedeniyle, henüz kesinleşmediği anlaşılmış olup, öncelikle bu eksikliğin mahallinde giderilmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 31.3.2006 gün ve 2006/139 değişik iş sayılı kararı yok hükmünde olduğundan bu karara yönelik yasa yararına bozma isteminin reddine, tebligat eksikliğinin giderilmesi ve temyiz incelemesi için müteakip işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına iadesine, 04.07.2006 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy