(5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 264, 267) (765 S. K. m. 2) (5237 S. K. m. 7, 145, 155) (5320 S. K. m. 8) (765 S. K. m. 510, 522)
Dava: Güveni kötüye kullanmak suçundan hükümlü Selahattin Sarıkaya'nın yapılan yargılaması sonunda, mahkumiyetine dair Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 23.12.2003 gün, 2003/302 Esas, 2003/456 Karar s. kesinleşmiş hükmün, 5237 s. Kanunun 1.6.2005 gününde yürürlüğe girmesini müteakip yeniden değerlendirilmesi sonucu aynı mahkemece duruşma yapılmaksızın dosya üzerinde verilen 01.07.2005 tarih ve aynı s. ek kararın süresi içerisinde Yargıtayca tetkiki hükümlü müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığının bozma isteyen 18.01.2006 günlü tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle; 5252 s. Kanunun 9/3. maddesi uyarınca duruşma açılarak veya dosya üzerinde verilen kararlar temyize tabi olup itiraz üzerine Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 12.07.2005 tarih ve 2005/256 Müt. s. karar hukuki değerden yoksun bulunduğundan ve CMK. nun 264. maddesi gereğince itiraz dilekçesi temyiz niteliğinde görüldüğünden incelenerek gereği görüşüldü;
765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2/2 maddesi ile bu kanun yerine yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesinde suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan yasa ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise fail lehine olan yasanın uygulanarak infaz olunacağı hüküm altına alınmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Yasası'nın yürürlüğe konulmasına ait usul ve esasları belirlemek amacıyla 5252 sayılı Türk Ceza Yasası'nın Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasa kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Bu itibarla 5237 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 01.06.2005 gününden önce verilen kararlarda, ortaya çıkan uyum sorunlarının giderilmesi, uygulanması gereken lehe hükmün tespiti, 5237 S. Kanunun uygulanma ilkeleri geçici nitelikte bulunan 5252 sayılı Kanuna göre belirlenecektir. Anılan kanunun 9. maddesinde lehe kanunun derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın dosya üzerinde karar verilebileceği kabul edilerek asıl olanın duruşma yapılması olduğu hükme bağlanmıştır. Maddede sözü edilen haller eylemin, tartışmasız olarak suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması veya belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdir gerektirmemesi gibi hallerdir. Mahkemece bir değerlendirme yapılarak suçun unsurlarının tayini takdir hakkı kullanılarak cezanın belirlenmesi veya kişiselleştirilmesinin gerektiği durumlarda, davaya katılan veya şikayetçiye de haber verilerek duruşma açılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Evrak üzerinde yapılan incelemede, suçun unsurlarının tartışılması, yeni kanunun verdiği takdir hakkı kullanılarak ceza tayini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, hükmün niteliğinin değiştirilmesi ve bu kararın sınırlı inceleme yapması gereken itiraz merciince incelenerek talebin yerinde olduğuna veya olmadığına karar verilmesi mümkün değildir. Ayrıca Ceza Genel Kurulunun 11.5.1999 tarih 104/113 ve 6.10.1998 tarih 224/297 sayılı kararlarında duruşma yapılarak verilip kesinleşen bir hükmün zat ve mahiyetinde değişiklik yapılması aksine bir düzenleme olmadığı takdirde ancak duruşma yapılarak verilecek yeni bir hükümle mümkün olduğu kabul edilmiştir. Davanın esasını çözen ya da değişiklik yapan sonuçlandırıcı (nihai) kararlar duruşma dışında verilmiş olsalar dahi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasası'nın 267 ve 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 S. Kanunun 305. maddesine göre temyize tabidir.
Bu itibarla; 5252 sayılı Kanunun 9. maddesi 1.fıkrası uyarınca usulüne uygun biçimde duruşma açılıp anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca da hükümlünün 765 S. TCK. nun 510, 522. maddeleri gereğince cezalandırılmasına ait kesinleşmiş mahkumiyet hükmü ile sonradan 1.6.2005 gününde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanunun temel cezanın tayini ile bireyselleştirilmesine ait bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek biçimde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe hükmün belirlenip sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde dosya üzerinde karar verilmesi,
Yasaya aykırı, hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenlerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca istek gibi BOZULMASINA, 20.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy