(5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 264, 267) (765 S. K. m. 2, 81, 503, 522) (5237 S. K. m. 7) (5320 S. K. m. 8)
Dava: Dolandırıcılık suçundan hükümlü İbrahim Çukadar'ın yapılan yargılaması sonunda, mahkumiyetine dair Eyüp 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 25.12.2001 gün, 1999/1479 Esas, 2001/2028 Karar s. kesinleşmiş hükmün, 5237 sayılı Kanunun 1.6.2005 gününde yürürlüğe girmesini müteakip yeniden değerlendirilmesi sonucu aynı mahkemece duruşma yapılmaksızın dosya üzerinde verilen 29.7.2005 tarih ve 2004/1145-384 sayılı ek karara vaki itiraz üzerine Eyüp 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23.11.2005 gün, 2005/162-125 D.İş s. kararıyla itirazın reddine karar verilmesinden sonra dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere C. Başsavcılığının bozma isteyen 4.7.2006 günlü tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle; 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca duruşma açılarak veya dosya üzerinde verilen kararlar temyize tabi olup itiraz üzerine Eyüp 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen karar hukuki değerden yoksun bulunduğundan ve CMK. nun 264. maddesi gereğince itiraz dilekçesi temyiz davası açma niteliğinde görüldüğünden dosyanın incelenmesine karar verilip incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 2/2. maddesi ile bu kanun yerine yürürlüğe giren 5237 S. Türk Ceza Kanununun 7/2. maddesinde suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan yasa ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise fail lehine olan yasanın uygulanarak infaz olunacağı hüküm altına alınmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Yasası'nın yürürlüğe konulmasına ait usul ve esasları belirlemek amacıyla 5252 sayılı Türk Ceza Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasa kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Bu itibarla 5237 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 01.06.2005 gününden önce verilen kararlarda, ortaya çıkan uyum sorunlarının giderilmesi, uygulanması gereken lehe hükmün tespiti, 5237 S. Kanunun uygulanma ilkeleri geçici nitelikte bulunan 5252 sayılı Kanuna göre belirlenecektir. Anılan kanunun 9. maddesinde lehe kanunun derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın dosya üzerinde karar verilebileceği kabul edilerek asıl olanın duruşma yapılması olduğu hükme bağlanmıştır. Maddede sözü edilen haller eylemin, tartışmasız olarak suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması veya belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdir gerektirmemesi gibi hallerdir. Mahkemece bir değerlendirme yapılarak suçun unsurlarının tayini takdir hakkı kullanılarak cezanın belirlenmesi veya kişiselleştirilmesinin gerektiği durumlarda, davaya katılan veya şikayetçiye de haber verilerek duruşma açılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Evrak üzerinde yapılan incelemede, suçun unsurlarının tartışılması, yeni kanunun verdiği takdir hakkı kullanılarak ceza tayini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, hükmün niteliğinin değiştirilmesi ve bu kararın sınırlı inceleme yapması gereken itiraz merciince incelenerek talebin yerinde olduğuna veya olmadığına karar verilmesi mümkün değildir. Ayrıca Ceza Genel Kurulunun 11.5.1999 tarih 104/113 ve 6.10.1998 tarih 224/297 s. kararlarında duruşma yapılarak verilip kesinleşen bir hükmün zat ve mahiyetinde değişiklik yapılması aksine bir düzenleme olmadığı takdirde ancak duruşma yapılarak verilecek yeni bir hükümle mümkün olduğu kabul edilmiştir. Davanın esasını çözen ya da değişiklik yapan sonuçlandırıcı (nihai) kararlar duruşma dışında verilmiş olsalar dahi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasası'nın 267 ve 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 S. Kanunun 305. maddesine göre temyize tabidir.
Bu itibarla; 5252 sayılı Kanunun 9. maddesi 1.fıkrası uyarınca usulüne uygun biçimde duruşma açılıp anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca da hükümlünün 765 sayılı TCK. nun 503, 522, 81. maddeleri gereğince cezalandırılmasına ait kesinleşmiş mahkumiyet hükmü ile sonradan 1.6.2005 gününde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanunun temel cezanın tayini ile bireyselleştirilmesine ait bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek biçimde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe hükmün belirlenip sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde dosya üzerinde karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenlerden dolayı 5320 S. Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 S. CMUK. nun 321. maddesi uyarınca istek gibi BOZULMASINA, 25.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy