(765 S. K. m. 2) (5237 S. K. m. 7, 50) (5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 267) (5320 S. K. m. 8)
Dava: Dolandırıcılık suçundan sanık Özgül Yön'ün yapılan yargılaması sonunda, mahkumiyetine dair Tarsus Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 18.3.2004 gün, 2003/388 Esas, 2004/74 Karar s. hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine 5237 s. Kanun yönünden değerlendirilmesi için Dairemizce bozulmasından sonra aynı mahkemece duruşma yapılmaksızın dosya üzerinde verilen 7.12.2005 tarih ve 2005/268 Esas, 2005/294 s. kararın süresi içerisinde Yargıtay'ca tetkiki sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığının bozma isteyen 31.1.2006 günlü tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü;
765 S. Türk Ceza Kanununun 2/2 maddesi ile bu kanun yerine yürürlüğe giren 5237 S. Türk Ceza Kanununun 7/2. maddesinde suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan yasa ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise fail lehine olan yasanın uygulanarak infaz olunacağı hüküm altına alınmıştır. 5237 S. Türk Ceza Yasasının yürürlüğe konulmasına ait usul ve esasları belirlemek amacıyla 5252 S. Türk Ceza Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasa kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Bu itibarla 5237 S. Kanunun yürürlüğe girdiği 01.06.2005 gününden önce verilen kararlarda, ortaya çıkan uyum sorunlarının giderilmesi, uygulanması gereken lehe hükmün tespiti, 5237 S. Kanunun uygulanma ilkeleri geçici nitelikte bulunan 5252 S. Kanuna göre belirlenecektir. Anılan kanunun 9. maddesinde lehe kanunun derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın dosya üzerinde karar verilebileceği kabul edilerek asıl olanın duruşma yapılması olduğu hükme bağlanmıştır. Maddede sözü edilen haller eylemin, tartışmasız olarak suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması veya belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdir gerektirmemesi gibi hallerdir. Mahkemece bir değerlendirme yapılarak suçun unsurlarının tayini takdir hakkı kullanılarak cezanın belirlenmesi veya kişiselleştirilmesinin gerektiği durumlarda, davaya katılan veya şikayetçiye de haber verilerek duruşma açılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Evrak üzerinde yapılan incelemede, suçun unsurlarının tartışılması, yeni kanunun verdiği takdir hakkı kullanılarak ceza tayini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, hükmün niteliğinin değiştirilmesi ve bu kararın sınırlı inceleme yapması gereken itiraz merciince incelenerek talebin yerinde olduğuna veya olmadığına karar verilmesi mümkün değildir. Davanın esasını çözen yada değişiklik yapan ve sonradan yürürlüğe giren kanun değerlendirilerek yeniden karar verilmesine yer olmadığına ait sonuçlandırıcı (nihai) kararlar duruşma dışında verilmiş olsalar dahi 5271 S. Ceza Muhakemesi Yasasının 267 ve 5320 S. Kanunun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 S. Kanunun 305. maddesine göre temyize tabidir.
5252 s. Kanunun 9. maddesinin 3. fıkrası uyarınca lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili tüm hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirleneceğinden; suç ve cezaların tespitine ait 765 s. Yasadaki hükümler uygulanarak hükmolunan sonuç ceza ile 01.06.2005 gününde yürürlüğe giren 5237 s. Kanunun suç ve yaptırımlara ait hükümleri karşılaştırılarak lehe kanunun tespiti ile 647 s. Kanun ve 765 s. Kanunun anılan konuya ait hükümleri ile 5337 s. Kanunun 50. ve devam eden maddelerinin karşılaştırılması suretiyle lehe hükmün denetime olanak verecek biçimde belirlenip sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı biçimde dosya üzerinde karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenlerden dolayı 5320 S. Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 S. CMUK. nun 321. maddesi uyarınca istek gibi BOZULMASINA, 27.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy