(765 S. K. m. 81, 343) (5237 S. K. m. 269)
Dava: Kimliği hakkında yalan beyanda bulunmak suçundan sanık Ceylan Ateşgüneş'in yapılan yargılaması sonunda: 765 Sayılı TCK. nun 343/1-2, 81/2. maddeleri gereğince 2 yıl 4 ay hapis cezasıyla mahkumiyetine dair Üsküdar 4. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 16.05.2006 gün ve 2004/278 Esas, 2003/314 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık ve müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığının onama isteyen 25.08.2006 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle incelerek gereği görüşüldü:
Karar: Suç yerinin gerekçeli karar başlığına mahkemesince eklenmesi mümkün görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık ve müdafiinin bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
1- Sanığın duruşmada suçunu ikrarla hırsızlık suçundan yakalandığı sırada ismini yaşı küçük olan kardeşi Pınar olarak bildirdiği ancak daha sonra polislere gerçek isminin Ceylan olduğunu söylediğini beyan etmesine, Üsküdar Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen 18.3.2004 günlü fezleke ve soruşturma evrakı içeriğinden de sanığın gerçek kimliğine sanığın beyanı üzerine mi yoksa parmak izi araştırması sonucu resen mi ulaşıldığının anlaşılamamasına göre; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenebilmesi, lehe yasanın saptanıp sanığın hukuksal durumunun buna göre taktir ve tayini bakımından öncelikle anılan hususlar 18.3.2004 günlü ifade verme tutanağında imzası bulunan polis memurlarından sorulup, sanığın beyanı üzerine gerçek kimliğine ulaşıldığının tespit edilmesi halinde atılı fiili nedeniyle kardeşi Pınar hakkında hırsızlık suçundan yürütülen soruşturma veya kovuşturma bulunup bulunmadığı saptanıp, bulunması halinde gerçeğe rücun hangi aşamada olduğu belirlenerek buna göre 5237 Sayılı Yasanın 269. maddesindeki indirim oranları da uygulanarak sonuç ceza tespit edilip lehe yasanın bu araştırma ve uygulamadan sonra belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik soruşturma ve yetersiz gerekçe ile 5237 Sayılı Yasanın 269. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına ve sonuç ceza itibariyle 765 Sayılı TCK. nun lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Sanığın adli sicil kaydında bulunup 765 Sayılı TCK. nun 81. maddesinin 2. fıkrası kapsamında aynı cins olan Üsküdar 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nden verilen ve 1.5.2003 tarihinde kesinleştiği anlaşılan, anılan yasanın 343. maddesine aykırılıktan tayin edilen 3 ay hapis cezasının yasal süresi içerisinde infaz edilip edilmediği ve tekerrür koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılıp, oluştuğunun anlaşılması halinde bu hükmün tekerrür uygulamasına esas alınması gerektiği gözetilmeden ayrıca; yalan beyanda bulunmak suçu ile aynı cins olmayan hırsızlık suçundan kurulan Üsküdar 3. Sulh Ceza Mahkemesi'nin ilamı tekerrür uygulamasında esas alınarak 765 Sayılı TCK. nun 1. fıkrası yerine 2. fıkrası ile artırım yapılmak suretiyle fazla hapis cezası tayini,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 25.09.2006 gününde CMUK. nun 326. maddesi uyarınca kazanılmış hakların saklı tutulmasına oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy