(765 S. K. m. 59, 342, 347)
Dava: Resmi Belgede Sahtecilik suçundan sanık M. G.'in yapılan yargılaması sonunda: mahkumiyetine dair Isparta Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 25.11.2004 gün ve 2004/155 Esas, 2004/274 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi o yer C. Savcısı ile sanık müdafii tarafından istenilmesi üzerine Yargıtay C. Başsavcılığının 12.07.2005 gün ve 2005/14620 sayılı yazısı ile 5320 Sayılı Yasanın 8/2 maddesi gereğince 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 ve 5252 sayılı yasalar yönünden yeniden değerlendirilmek üzere iadesinden sonra duruşma açılarak yapılan yargılama sonunda 765 Sayılı TCK. nun 342/1, 59/2. maddeleri gereğince mahkumiyetine dair 20.10.2005 gün ve 2005/269 Esas, 2005/329 Karar sayılı hükmün de süresi içersinde Yargıtay'ca incelenmesi o yer C. Savcısı ile sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının onama isteyen 13.09.2006 tarihli tebliğnamesi daireye gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçların uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre o yer C. Savcısı ile sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine; ancak:
765 Sayılı TCK. nun 347. maddesinin uygulanabilmesi için, failin gerçek bir olayın kanıtlanmasını sağlamak amacıyla hareket etmiş olmasının gerekeceği, bununla beraber kanıtlanmak istenilen olayın esasta doğru ve gerçekliği koşul olmayıp, failin iyi niyetle bu olayın doğruluğuna inanmasının yeterli olduğu, zira yasa kanıtlanmak istenilen olayın gerçek olmasını değil, failin belirli bir saikle (haklı olduğu subjektif inancı ile) hareket etmiş bulunmasını yeterli saydığından; müteahhit olan katılan ile inşaat malzemeleri satan sanık arasında 10 yılı aşkın süredir açık hesap usulüyle devam eden bir ticari ilişkinin olduğu, katılanın son zamanlarda ödeme güçlüğü çekmesi üzerine aralarında hesaplaşıp suça konu 01.09.2003 tanzim, 29.12.2003 ödeme tarihli senedin düzenlendiği, Adli Tıp Kurumunun raporuna göre, senedin rakamla meblağ belirtilen bölümün baş kısmındaki (1) rakamının sonradan ilave edildiği, meblağın yazı ile belirtilen bölümünün farklı bir kalemle bir defada yazıldığının belirtilmiş olması, senedin düzenlenmesi aşaması ile ilgili bilgisi olmayıp, tahsili aşamasında katılan ile sanığın uzlaşmasını sağlanmak amacıyla bir araya gelindiğinde hazır bulunan tanık A. Ö.'ün, taraflar arasında geçen konuşmaları aktaran beyanına ve sanık müdafii tarafından fotokopileri dosyaya ibraz edilen faturaların tarihleri de dikkate alınarak, senedin düzenlenmesinden sonra da taraflar arasında ticari ilişkinin devam ettiği kanaati oluşmakla taraflardan, aralarındaki alacak borç miktarının tespiti için delil olabilecek belge ve bilgilerin ibrazı da sağlanarak, sanığa ait defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılmak suretiyle senedin tahsile konulduğu tarih itibariyle sanığın ne miktarda alacaklı olduğunun tespit edilmesinden sonra sanığın suça konu senedi takibe koymadan önce yazı ile boş bırakılan bölüme alacaklı olduğunu düşündüğü miktarı yazıp, rakam kısmını da buna uygun hale getirip getirmediği ve buna göre hakkında 765 Sayılı TCK.nun 347. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, o yer C. Savcısı ile sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Kanunun 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy