(5237 S. K. m. 7, 267, 268, 269) (765 S. K. m. 343) (5271 S. K. m. 231)
Dava ve Karar: Sanığın, adli soruşturma sırasında gerçekte var olan bir kişinin kimlik bilgilerini kullanarak kendi kimliği hakkında resmi mercilere yalan beyanda bulunmaktan ibaret eyleminin sübutu halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK. nun 343/2 ve sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK. nun 268/1. maddesi yollaması ile aynı Yasanın 267. maddelerinde öngörülen suçlara uygun bulunup pişmanlık duyarak kimliğini açıklamayıp parmak izi sonucunda gerçek hüviyetinin tespiti nedeniyle 5237 sayılı yasanın 269. maddesinin uygulama olanağı bulunmadığından 765 sayılı Yasa hükümleri açıkça lehe olduğu cihetle tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak:
Hükümden sonra, 08.02.2008 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesiyle değişik CMK. nun 231 ve TCK. nun 7/2. maddeleri uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 31.03.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy