(1412 S. K. m. 318, 321) (5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 102) (5320 S. K. m. 8) (5271 S. K. m. 231)
Dava ve Karar: Sanık N. C. müdafiinin yasal şartları oluşmayan duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilip incelenerek görüşüldü:
I- Katılan vekilinin, sanıklar R. C., O. C., D. Z. ve M. G. hakkında resmi evrakta sahtecilik, sanık L. M. hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanununa muhalefet suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıklar R. C., O. C., D. Z. ve M. G. hakkında resmi evrakta sahtecilik suçundan elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı, sanık L. M. hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanununa muhalefet suçundan açılan kamu davasında ise; suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı, mahkemece dosya içeriğine uygun şekilde gerekçeleri gösterilerek kabul ve takdir kılınmış olduğundan katılan vekilinin suçların sübuta erdiğine ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle anılan sanıklarla ilgili hükümlerin istem gibi ONANMASINA,
II- Katılan vekilinin sanıklar R. C., O. C., D. Z., M. G. hakkında dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 s. Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9 uncu maddeleri hükümleri karşısında; sanıklara yüklenen dolandırıcılık suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK. nun 102/4 üncü maddesinde öngörülen beş yıllık asli dava zamanaşımının, kesici son işlem olan sanıkların sorgularının yapıldığı 13.03.2003 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322 nci maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK. nun 102/4 üncü maddesi uyarınca ortadan kaldırılmasına,
III- Sanıklar N. C. ve L. M. müdafilerinin resmi evrakta sahtecilik ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1- Kararın gerekçe bölümünde; 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3 üncü maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasayla sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden, bu ilkelere uyulmadan ve uygulamalı karşılaştırma yapılmadan denetime olanak vermeyecek şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı,
2- 5237 sayılı TCK. nun 7/2 nci maddesi gözetilerek; 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562 nci maddesiyle değişik CMK. nun 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.07.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy