(7201 S. K. m. 35) (5271 S. K. m. 309) (Tebligat Tüzüğü m. 28, 55) (YCGK 27.12.2005 T. 2005/3-162 E. 2005/173 K.)
Dava: Dolandırıcılık suçundan sanık Muharrem Zeki'nin 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 503/1, 522, 59, 81/2. maddeleri gereğince 6 ay 11 gün hapis ve 139.166.000 Türk Lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair Bolu Asliye Ceza Mahkemesinin 13.11.2003 tarihli ve 2002/327 esas, 2003/928 sayılı kararının infazı sırasında 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, anılan Kanun'un lehe olmadığından bahisle, yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, sanık hakkındaki 139.166.000 Türk Lirası ağır para cezasının 139 Yeni Türk Lirası adli para cezasına dönüştürülmesine dair Bolu Birinci Asliye Ceza Mahkemesinin 30.06.2005 tarihli ve 2002/327 esas, 2003/928 sayılı ek kararını, dosya kapsamına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2., 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.12.2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hüküm uygulanması olanağı sonraki yasa ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruş-malı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 28.11.2006 gün ve 56013 sayılı yazılı emirlerine atfen Yargıtay C. Başsavcılığı'nın 05.01.2007 gün ve YE.2006307162 sayılı ihbarnamesiyle Daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
Karar: 5271 sayılı CMK' nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma, kesin olan ya da temyiz edilmeden kesinleşen hükümlere karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur. Henüz kesinleşmeyen kararın yasa yararına incelenmesi olanaksızdır.
Tebligat Kanunu'nun Kazai tebligat feslinin, adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyeti konu başlıklı 35. maddesi uyarınca, adli mercilerce, tebligat yapılabilmesi iki durum için kabul edilmiştir.
Bunlardan ilki; ilgili kişiye daha önce adli mercilerce anılan yasa hükümlerine uygun olarak bir tebligatın yapılmış olması ya da tebligat yapılan bu kişinin, yeni adresini adli mercilere bildirmemesi durumudur.
Bu durumda, daha önce tebligat yapılan ve adli mercice en son bilinen adrese Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi dışındaki maddeler uyarınca yeniden tebligat çıkarılması, ilgilinin adresten ayrıldığının anlaşılması durumunda Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddesi uyarınca, tebliğ memurunun adreste bulunmama nedenini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti kurulu veya meclis üyeleri, zabıta amir ve memurlarından araştırarak, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekmektedir. Adres araştırmasına ilişkin söz konusu imzalı açıklamanın tebliğ tutanağında yer alması, zorunlu şekil şartı olup; belirtilen usule uygun olarak araştırma yapılmaması ve bu nedenle mahkemece, en son bilinen bu adresten sanığın ayrıldığının ve yeni adresinin tespit edilemediğinin kolluk görevlileri aracılığı ile de belirlenmemesi durumunda, Tebligat Kanunu'nun 35. maddesinde belirtilen şekilde tebliğ evrakının kapıya asılması suretiyle tebligat yapılması mümkün değildir.
Tebligat memurunca Tebligat Tüzüğü'nün 28. maddesinde öngörülen zorunlu araştırma belirtilen şekilde yapılıp tevsik edildikten sonra ilgilinin yeni adresi belirlenemez ise, tebliğ evrakı mercie iade edilir ve ilgili kişilerce yeni bir adres de bildirilmez ise, herhangi bir adres araştırması yapılmaksızın bundan sonraki tüm tebligatlar 6 örnek numaralı tebligat evrakının eski adrese ait binanın kapısına asılması usulüyle yapılır.
İkinci durumda; daha önce adli mercilere ve usulüne uygun olarak tebligat yapılmamış olsa bile, anılan Yasa'nın 35/son maddesinde belirtilen kurum, kuruluş, mercilere ilgili tarafından bildirilen veya imzası resmî merciler önünde ikrar edilmiş sözleşmelerdeki (sadece taraflar yönünden) adreslere de bu madde uyarınca tebligat yapılabilmesidir.
Bu durumda daha önce adli mercilerce usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat bulunmasa bile, belirtilen nitelikteki sözleşmelerde yer alan veya söz konusu kurum ve kuruluşlar tarafından bildirilen adrese veya bir kamu kurumu olan adli mercilere, tebligatın ilişkin olduğu soruşturma veya davaya ilişkin olarak tebligat yapılacak kişinin kendisinin bildirdiği en son adrese, önce, bu adresin değişip değişmediğinin bilinememesi nedeniyle anılan Yasa'nın 35. maddesi dışındaki maddeler uyarınca tebligat çıkarılması ve tebligatın yapılamayarak, tebligat memurunca, ilgilinin adresinin değiştiğinin belirlenmesi ve yine Tebligat Tüzüğü'nün 55/2. maddesi yollamasıyla 28. maddesinde belirtilen usule uygun olarak yapacağı araştırma sonucunda yeni adresinin de tespit edilememesi durumunda, bu araştırma yukarıdaki açıklanan şekil koşuluna uyularak imza ile de tevsik edildikten sonra, evrak yine mercie iade edilir, ilgili kişilerce yeni bir adres de bildirilmez ise, herhangi bir adres araştırması yapılmaksızın bundan sonraki tüm tebligatlar 6 örnek numaralı tebligat evrakının eski adrese ait binanın kapısına asılması usulüyle yapılır. Bu tebligattan sonraki tebligatlar da, sanığın yeni adresinin hala bilinmemesi durumunda, kapıya asma usulüyle yapılır.
Dosyanın incelenmesinde; yokluğunda verilen 13.11.2003 gün ve 2002/327 esas, 2003/928 sayılı kararın tebliği için çıkarılan evrakın, adresten soruldu, bilinmiyor, ilgili mahalle muhtarı tasdiki ile iade şerhi verilerek bila tebliği iadesi üzerine, sanığa daha önce kanunun gösterdiği usullere göre yapılmış geçerli bir tebligat bulunmaksızın ve gerekli adres araştırması da yapılmadan, aynı adreste 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca tebliğ edilerek hükmün kesinleştirildiği, yine 5237 sayılı TCK' nın yürürlüğe girmesini müteakip lehe yasa hükümlerinin değerlendirilmesi için yapılan başvuru karşısında, dosya üzerinden verilen 30.06.2005 gün ve aynı sayılı ek kararın da tebliği için çıkarılan evrakın muhatap gösterilen adreste tanınmıyor, bilinmiyor, ilgili mahalle muhtarı tasdiki ile iade şerhi verilerek bila tebliğ iadesi üzerine, aynı biçimde 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Bolu Asliye Ceza Mahkemesi'nin 13.11.2003 gün ve 2002/327 esas, 2003/928 sayılı kararı ile yine Bolu Birinci Asliye Ceza Mahkemesi'nin 30.06.2005 gün ve 2002/327 esas, 2003/928 sayılı ek kararı henüz kesinleşmediğinden, yasa yararına bozma isteminin REDDİNE, anılan kararların sanığa usulüne uygun şekilde tebliği hususunun mahkemesince ifasına, dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığı'na İADESİNE, 22.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy