(5237 S. K. m. 7, 66, 67, 204) (7201 S. K. m. 35) (765 S. K. m. 102, 104) (5252 S. K. m. 9)
Dava ve Karar: Sanığın yokluğunda verilen 02.12.2002 günlü kararın, 08.01.2003 tarihinde Tebligat Kanunun 35. maddesine göre tebliğ edilmiş ise de, tebligatın yapıldığı tarih itibariyle usulüne uygun olarak yapılmamış olması nedeniyle hukuken geçersiz olduğu, bu nedenle sanık müdafiinin 04.03.2003 havale tarihli dilekçe ile eski hale getirme talebiyle birlikte yaptığı temyiz isteminin süresinde olduğunun kabulü gerektiği, 5320 Sayılı Kanunun 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK.nun 311. maddesi hükmüne göre, eski hale getirme talebiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme merciinin Yargıtay'ın ilgili dairesi olduğundan, hukuki dayanaktan yoksun olarak verilen 04.03.2003 gün ve 1999/101 sayılı temyiz isteminin reddine dair karar kaldırılarak yapılan incelemede gereği görüşüldü;
06.01.1999 havale tarihli şikayet dilekçesinde, alışverişin 3 ay önce yapıldığı, 30.11.1998 ve 15.12.1998 keşide tarihli suça konu sahte çeklerin de alışveriş sırasında verildiğinin belirtilmesi karşısında, hem resmi belgede sahtecilik hem de, dolandırıcılık suçunun işlendiği tarihin 06.10.1998 olarak kabulü gerektiğinde, gerekçeli karar başlığına yanlış yazılan suç tarihinin 06.10.1998 olarak mahallinde düzeltilmesi olanaklı görülmüştür.
1- 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7. ve 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükümleri karşısında; sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun yasada gerektiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 Sayılı TCK. nun 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 06.10.1998 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 Sayılı Yasanın 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUY.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı kanunun 322.maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğu ndan, sanık hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının 765 Sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2 maddeleri uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- Sanık müdafiinin, resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyizine gelince;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7. ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükümleri karşısında; sanığa yüklenen resmi belgede sahtecilik suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 5237 sayılı TCK.nun 66/1-e ve 67/4 maddesinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihi olan 06.10.1998 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUY.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasının gerektirmeyen bu hususta 1412 Sayılı CMUK.nun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5237 Sayılı TCK.nun 66/1-e ve 67/4 maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE , 01.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy