(5237 S. K. m. 53, 141, 157)
Dava: Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: Dolandırıcılık suçu, sanığın mağduru kandırabilecek hileli davranışlarla aldatıp, onu kendi veya başkasının mal varlığı aleyhine bir işlemde bulunmaya yöneltmesi ve bu işlem sonucunda sanığın kendisine veya başkasına yarar sağlamasıyla oluşur. Dolandırıcılık suçunda failin hileli hareketleri sonucu sakatlanmış irade neticesinde kişiye ait malvarlığının mülkiyetinin devri, buna karşılık hırsızlık suçunda ise; menkul bir malın, sahibinin rızası dışında alınması, mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerindeki zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesi söz konusudur. Bu açıklamalar ışığında somut olayda; Tedaş şube müdürlüğü binasının önünde fatura ödemek için bekleyen yakınana yaklaşan sanığın, yakınanın elektrik borcunu ödemek için beklediğini öğrenmesi üzerine yardımcı olacağından bahisle makbuzları alarak yakınanla birlikte Tedaş binasına girdiğini, 2.650 TL borcunun olduğunu, takside bağlattığında 750TL'nin ilk etapta yatırılması gerektiğini söylemesi üzerine yakınanın vezneye yatırması için sanığa 750TL'lik ilk taksit bedelini verdiğinin, ancak bu sırada taksitlendirme işlemine bakan görevlinin ikametgah ilmühaberinin evraklar arasında olmadığını ve temini gerektiğini söylemesi nedeniyle birlikte dışarıya çıktıklarının, yakınan parasını istediğinde, yakınanın kendisine para verdiğini inkar edip, iftira ettiğini söyleyerek kaçmaya çalıştığı esnada yakınanın bağırması üzerine çevrede bulunan kişiler tarafından yakalandığının iddia ve kabul olunması karşısında; paranın bulundukları yerdeki tedaş veznesine yatırılmak üzere geçici olarak verilmesi, yakınanın eylemin sonuna kadar sanığın yanından ayrılmamış olması ve mülkiyet devrinin olmaması nedenleriyle dolandırıcılık suçunun yasal unsuru olan teslim koşulunun gerçekleşmediği, bu nedenle sanığın eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde dolandırıcılığa teşebbüs suçundan mahkumiyetine hükmedilmesi,
Kabule göre de;
1) Hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulama maddesinin gösterilmemesi ve hapisten çevrilen adli para cezası ile doğrudan hükmedilen adli para cezasının toplanması suretiyle infazda karışıklığa neden olunması,
2) 5237 sayılı TCK'nun 53/1 maddesinde sayılan hak yoksunluklarının ancak kasten işlenen suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanabileceği gözetilmeden sonuç olarak adli para cezasına hükmedildiği halde yazılı şekilde hak mahrumiyetine hükmedilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.02.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy