(765 S. K. m. 2) (5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 267) (YCGK. 04.07.2006 T. 2006/10-128 E. 2006/177 K.) (YCGK. 02.05.2006 T. 2006/6-135 E. 2006/128 K.) (YCGK. 02.05.2006 T. 2006/6-134 E. 2006/133 K.) (YCGK. 09.05.2006 T. 2006/6-140 E. 2006/134 K.) (YCGK. 09.05.2006 T. 2006/6-138 E. 2006/137 K.) (YCGK. 16.05.2006 T. 2006/9-141 E. 2006/140 K.)
Dava: Sahte nüfus cüzdanı kullanmak suçundan hükümlü Y. Ç.'un yapılan yargılaması sonunda, değişen suç vasfına göre yalan beyanda bulunmak suçundan mahkumiyetine dair Dörtyol Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 31.03.2003 gün ve 2001/551 Esas, 2003/287 Karar sayılı kesinleşmiş hükmün, 5327 Sayılı Yasanın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe girmesini müteakip yeniden değerlendirilmesi sonucu aynı mahkemece duruşma yapılmaksızın dosya üzerinde verilen 03.10.2005 gün ve aynı sayılı ek kararın süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi hükümlü tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının bozma isteyen 2.8.2008 tarihli tebliğnamesiyle daireye gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Hükmün kesinleşmesinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK. ile karar tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK. nun olaya ilişkin hükümleri uygulanıp karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın tespiti için yapılan uyarlama yargılaması; kendine özgü bir yargılama olup kesinleşmiş önceki karar dışına çıkılması, sübut ve vasfın yeniden değerlendirilmesi, ilk hükümden farklı bir karar verilmesi mümkün olmayıp, Ceza Genel Kurulunun 4.7.2006 gün ve 128/177 sayılı kararı ile benzer nitelikteki 2.5.2006 gün ve 135/128 sayılı, 2.5.2006 gün ve 134/133 sayılı, 9.5.2006 gün ve 140/134 sayılı, 9.5.2006 gün ve 138/137 sayılı, 16.5.2006 gün ve 141/140 sayılı kararlarında belirtildiği üzere olay tarihi ve sonrasında yürürlükte bulunan yasaların karşılaştırılıp lehe hükmün belirlenmesi ile yetinilmesi gerekmektedir. Hükümlüye yüklenen fiilin 5237 sayılı Yasada suç olmaktan çıkarılmaması karşısında, kesinleşen ilk hükümdeki yasaya aykırılıkların olağanüstü yasa yollarına başvurularak giderilmesi mümkün bulunduğundan tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
765 Sayılı Türk Ceza Yasasının 2/2 maddesi ile bu yasa yerine yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Yasasının 7/2. maddesinde suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise fail lehine olan kanunun uygulanarak infaz olunacağı hüküm altına alınmıştır. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun yürürlüğe konulmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Bu itibarla 5237 Sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 01.06.2005 tarihinden önce verilen kararlarda, ortaya çıkan uyum sorunlarının giderilmesi, uygulanması gereken lehe hükmün tespiti, 5237 Sayılı Yasanın uygulanma ilkeleri geçici nitelikte bulunan 5252 Sayılı Yasaya göre belirlenecektir. Anılan yasanın 9. maddesinde lehe yasanın derhal uygulanabileceği hallerde duruşma yapılmaksızın dosya üzerinde karar verilebileceği kabul edilerek asıl olanın duruşma yapılması olduğu hükme bağlanmıştır. Maddede sözü edilen haller eylemin, tartışmasız olarak suç olmaktan çıkarılması, ceza sorumluluğunun kaldırılması veya belirlenen cezanın bir değerlendirme ve takdir gerektirmemesi gibi hallerdir. Mahkemece bir değerlendirme yapılarak suçun unsurlarının tayini takdir hakkı kullanılarak cezanın belirlenmesi veya kişiselleştirilmesinin gerektiği durumlarda, davaya katılan veya şikayetçiye de haber verilerek duruşma açılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Evrak üzerinde yapılan incelemede, suçun unsurlarının tartışılması, yeni yasanın verdiği takdir hakkı kullanılarak ceza tayini veya ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, hükmün niteliğinin değiştirilmesi ve bu kararın sınırlı inceleme yapması gereken itiraz merciince incelenerek talebin yerinde olduğuna veya olmadığına karar verilmesi mümkün değildir. Ayrıca Ceza Genel Kurulunun 11.5.1999 gün 104/113 ve 6.10.1998 gün 224/297 sayılı kararlarında duruşma yapılarak verilip kesinleşen bir hükmün zat ve mahiyetinde değişiklik yapılması aksine bir düzenleme olmadığı takdirde ancak duruşma yapılarak verilecek yeni bir hükümle mümkün olduğu kabul edilmiştir. Davanın esasını çözen ya da değişiklik yapan sonuçlandırıcı (nihai) kararlar duruşma dışında verilmiş olsalar dahi 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 267 ve 5320 Sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 Sayılı Yasanın 305. maddesine göre temyize tabidir.
Bu itibarla; 5252 Sayılı Yasanın 9. maddesi 1. fıkrası uyarınca usulüne uygun şekilde duruşma açılıp anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca da hükümlünün cezalandırılmasına ilişkin kesinleşmiş mahkumiyet hükmü ile sonradan 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Yasanın temel cezanın belirlenmesi ile bireyselleştirilmesine ilişkin tüm hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenip sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden ve infazı kısıtlayacak şekilde, infazın 647 sayılı Yasaya göre yapılması gerektiği de belirtilerek yazılı şekilde dosya üzerinde karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.12.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy