(765 S. K. m. 29, 522) (5237 S. K. m. 61) (647 S. K. m. 4, 6)
Bozmaya uyulmak suretiyle yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
Hakimin kanunda öngörülen alt ve üst sınır arasında temel cezayı belirlerken gözeteceği esaslar suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK.nun 29 uncu maddesinde; Hakim, iki sınır arasında temel cezayı, suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araç, suç konusunun önem ve değeri, suçun işlendiği zaman ve yer, fiilin diğer özellikleri, zararın veya tehlikenin ağırlığı, kastın veya taksirin yoğunluğu, suç sebepleri ve saikleri, failin amacı, geçmişi, şahsî ve sosyal durumu, fiilden sonraki davranışı gibi hususları göz önünde bulundurmak suretiyle takdirini kullanarak belirler. Cezanın asgari hadden tayini halinde dahi takdirin sebepleri kararda mutlaka gösterilir. şeklinde, suç tarihinden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 61 inci maddesinde ise Hakim somut olayda; suçun işleniş biçimini, suçun işlenmesinde kullanılan araçları, suçun işlendiği zaman ve yeri, suçun konusunun önem ve değerini, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını, failin güttüğü amaç ve saiki göz önünde bulundurarak işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler. biçiminde gösterilmiştir.
Hakim gerekçesini göstermek koşuluyla belirtilen yasal esaslar dahilinde temel cezayı serbestçe takdir edecektir. Gösterilen bu gerekçe yasal ve yeterli, hak ve nesafet kurallarına uygun olmalı, takdirde yanılgıya, çelişkiye ve zafiyete düşülmemelidir.
Dairemizin istikrar kazanan uygulamalarına göre resmi belgede sahtecilik suçu yönünden 765 ve 5237 sayılı TCK arasında temel ceza tayinindeki ölçütler bakımından bir farklılık bulunmamaktadır.
Somut olayda; sanığın oluşa uygun biçimde sabit kabul edilen eylemi 09.08.2000 düzenleme tarihli 2 adet içeriği itibariyle sahte reçeteyi kullanmaktan ibarettir. Reçete bedellerinin toplamı 130,10 TL'dir. Bu değer, mal varlığına yönelik bazı suçlarda cezadan arttırım veya indirim yapılmasını gerektiren 765 sayılı TCK.nun 522 nci maddesi uygulamasında emsal kabul edilen uygulamalara göre hafif niteliktedir. Katılan kurumca sanığın suça konu reçeteler dışında başkaca sahte reçeteler kullanmış olabileceği şüphesi ile 01.01.2000-31.08.2000 tarihleri arasında kuruma fatura ettiği tüm reçeteler incelenmiş ancak farklı tespitte bulunulamamıştır. Sanığın, şahsi hal tespitleri, nüfus ve adli sicil kayıtlarına göre; suç tarihi itibari ile ve halen sabıkasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan da kamu davası açılmış aynı mahkemece 31.05.2007 gün ve 156/416 sayılı hükümde temel ceza asgari hadden belirlenip, elde edilen haksız menfaatin değerinin hafif olduğu gerekçesiyle cezadan indirime gidilip takdiri indirim uygulanarak hükmolunan kısa süreli hapis cezası 647 sayılı Yasanın 4 üncü maddesi uyarınca para cezasına çevrilmiş ve aynı yasanın 6 ncı maddesi uyarınca ertelenmiştir. Mahkemenin bu uygulaması Dairemizin 27.02.2008 gün ve 8176/117 E.K sayılı ilamıyla aleyhe değinen temyiz itirazları reddedilerek doğru bulunmuş suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasayla değişik 231 inci madde uyarınca değerlendirme yapılma zorunluluğu nedeniyle hüküm bozulmuştur. Bozmaya uyulmakla devam olunan yargılama sonucunda ise zamanaşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ve bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Yerel Mahkemece kesinleşen önceki hükümdeki takdirlerle çelişki oluşturacak biçimde, adalet, hak ve nesafet kurallarına aykırı olarak temel cezanın, lehe yasanın belirlenmesi amacıyla yapılan uygulamalı karşılaştırma sırasında 765 sayılı TCK uyarınca 3 yıl 6 ay ve lehe kabul edilip uygulanan 5237 sayılı TCK uyarınca 3 yıl olarak belirlenmesi suretiyle fazla cezaya hükmolunması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy