(5237 S. K. m. 43) (765 S. K. m. 80) (5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 231) (YCGK. 03.03.1998 T. 1998/6-8 E. 1998/69 K.)
Dava ve Karar: 1-) Sanığın, borcuna karşılık hayali kişiler adına 23 adet sahte bono düzenleyerek şikayetçiye ibraz ettiğinden bahisle açılan kamu davasında; suça konu bonoların aynı anda verilmesi halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 80. maddesinin uygulanmasının gerektiği, buna karşılık 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinde, 765 sayılı Yasanın 80. maddesinden farklı olarak değişik zamanlarda denilmesi karşısında aynı anda işlenen fiillerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığından tek bir resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması, ancak sanığın güttüğü amaç ve saik, suç konusunun önemi, kastın yoğunluğu ve sahte belge çokluğu dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayini gerektiği göz önüne alınıp buna göre kararın gerekçe bölümünde; 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
2-) Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 gün ve 6/8-69 sayılı kararında açıklandığı üzere; önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı, somut olayda ise; sanığın mobilya alımından dolayı borçlu bulunduğu şikayetçiye suça konu sahte bonoları verdiğinin anlaşılması karşısında, bonoların önceden doğan borç nedeniyle sonradan verildiği ve dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi yasaya aykırı,
3-) Kabule göre; hükümden sonra, 08.02.2008 günlü 26781 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren ve sanık lehine sonuç doğuran 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesi gereğince, sanık hakkında dolandırıcılık suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilip verilmeyeceği hususunun tartışılmasında zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı, 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25.02.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy