(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 231) (5237 S. K. m. 53, 54, 204) (765 S. K. m. 342)
Dava: Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Karar: 1-Anayasanın 141, 5271 Sayılı C.M.K.nun 34, 230 ve C.M.U.K.nun 308 inci maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık olması ve Yargıtay'ın bu işlevini yerine getirebilmesi için kararın dayandığı tüm kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve tüm dosyadaki diğer belgelere dair değerlendirmelerin, sanığın eyleminin ve yüklenen suçun yasal unsurlarının ne olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması ve 5252 Sayılı Kanunun 9/3 maddesi uyarınca; tekerrür hükümleri de dahil olmak üzere suç tarihinde yürürlükte olan 765 Sayılı T.C.K. ile 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı T.C.K.nun olaya dair tüm hükümleri ayrı ayrı uygulanarak ortaya çıkan sonuçlar kararın gerekçe bölümünde denetime olanak verecek şekilde somut olarak gösterilip birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe Kanunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, somut uygulama yapılmadan ve kararın gerekçe bölümünde savunmayla Cumhuriyet savcısının mütalaasına da yer verilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması,
2-Kabul ve uygulamaya göre de: Resmi evrakta sahtecilik suçunun cezası, 765 Sayılı T.C.K.nun 342/1 maddesinde 2 yıldan 8 yıla kadar hapis, 5237 Sayılı T.C.K.nun 204/1 maddesinde ise, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis olmasına rağmen, temel cezaların alt sınırdan tayini halinde, hapis cezalarının eşit olacağı ve 5237 Sayılı T.C.K.nun 53 üncü maddesinde düzenlenen ve hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanan hak yoksunluklarının 765 Sayılı Kanunda bulunmaması sebebiyle resmi belgede sahtecilik suçundan hükümler kurulurken 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun lehe olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
3-Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayini mahkemeye ait olduğu cihetle; adli emanette kayıtlı suça konu belgeler getirtilip incelenerek özellikleri duruşma tutanağına yazılıp kambiyo senedi vasfını taşıyıp taşımadığı belirlenerek ve aldatma yeteneğinin ne şekilde oluştuğu karar yerinde tartışılmadan ayrıca denetime imkan vermesi bakımından sahteliği kabul olunan bonolarla ibra belgesinin dosya içerisinde bulundurulmadan karar verilmesi,
4-Malatya adli emanetinin 2003/434 ve 2004/434 sırasında kayıtlı sahteliği kabul olunan senetlerin dosyada delil olarak saklanması yerine 5237 Sayılı T.C.K.nun 54 üncü maddesi uyarınca zoralımına karar verilmesi,
5-Sanıkların adli sicil kayıtlarında geçen önceki mahkumiyetlerinin kesinleşme ve infaz şerhli onaylı suretleri getirtilip suç tarihlerinde yürürlükte bulunan ve lehe hükümler içeren mülga 3682 Sayılı adli sicil kanunun 8 inci maddesi uyarınca adli sicilden silinme sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılıp; hükümden sonra 8.2.2008 tarihli 26781 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 Sayılı Kanunun 562 nci maddesiyle değişik 5271 Sayılı C.M.K.nun 231 inci maddesi gereğince, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanıkların müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 Sayılı Kanunun 8/1 inci maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı C.M.U.K.nun 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı yönünden kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 30.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy