(5237 S. K. m. 7, 43) (5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 231) (765 S. K. m. 80, 102, 104)
1- 5237 sayılı TCK. nun 7. ve 5252 sayılı yasanın 9. maddeleri hükümleri karşısında, sanığa yüklenen 2000 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK. nun 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, incelemenin sadece Katma Değer Vergisi yönünden yapılması nedeniyle kullanılan son faturanın tarihine göre suç tarihinin 26.01.2001 olacağı, bu tarihten hüküm tarihine kadar henüz gerçekleşmediği gözetilmeden ve suç tarihinin ne olduğu gösterilmeden yazılı şekilde kamu davasının zaman aşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına karar verilmesi yasaya aykırı ise de, temyiz inceleme tarihine kadar zamanaşımının gerçekleşmiş olması nedeniyle yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 5320 sayılı Kanunun 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkında 2000 Takvim yılında sahte fatura kullanmak suçundan açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK. nun 102/4 ve 104/2 maddeleri uyarınca ortadan kaldırılmasına,
2- Katılan Vekilinin 2001,2002 ve 2003 Takvim yıllarında sahte fatura kullanmak suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyizine gelince;
5237 sayılı TCK. nun 7/3 maddesindeki, hapis cezasının ertelenmesine, koşullu salıverme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç, infaz rejimine ilişkin hükümler derhal uygulanır. şeklindeki hüküm karşısında, infaz rejimine ilişkin erteleme hükmünün, lehe yasanın belirlenmesi sırasında dikkate alınmayacağı ve 765 sayılı TCK. nun 80. maddesindeki artırım oranının, 5237 sayılı TCK. nun 43. maddesindeki artırım oranına göre sanık lehine olduğu gözetilmeden, 5237 sayılı TCK. da içtima hükmünün bulunmaması nedeniyle her bir suç için hükmolunan cezanın ayrı ayrı değerlendirildiğinde, erteleme sınırında kalması nedeniyle 5237 sayılı Yasanın lehe olduğunun kabulüyle yazılı şekilde uygulama yapılması,
Kabule göre de;
CMK. nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğine ilişkin anılan maddede sayılan diğer koşullar araştırılmadan, sanığın kişilik özellikleri göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanata varılmamış, bu nedenle hükmün açıklanmasının ertelenmesi yoluna gidilmemiştir denilmesine rağmen, ... Tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkememize kanaat oluştuğundan sanığın cezasının ertelenmesine denilerek gerekçede çelişkiye düşülmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, katılan idare vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı, zamanaşımının gerçekleşmiş olması nedeniyle yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 5320 sayılı Kanunun 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.02.2009 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy