(2709 S. K. m. 40) (5237 S. K. m. 31, 51, 52, 62, 141, 142, 245) (5395 S. K. m. 23) (5271 S. K. m. 34, 40, 232, 260, 309) (7201 S. K. m. 35) (Tebligat Tüzüğü m. 28)
Dava ve Karar: Hırsızlık, kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarından sanık T. G.'ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b, 245/1, 31/son, 62, 52. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis, 1 yıl 8 ay hapis ve 40 yeni Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hürriyeti bağlayıcı ve para cezasının aynı Kanun'un 51. maddesine göre ertelenmesine, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 3 yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmasına aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231/8. maddesi uyarınca 1 yıl süre ile Akdeniz Üniversitesinde alkol ve madde bağımlılığı tedavi merkezinde tedavi görmesine dair Korkuteli Asliye Ceza Mahkemesinin 07/06/2007 tarihli ve 2006/398 esas, 2007/112 sayılı kararın tüm dosya kapsamına göre:
1- 5237 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca yalnız hapis cezalarının ertelenmesinin mümkün olduğu gözetilmeden para cezasının da ertelenmesine karar verilmesinde,
2- Sanık hakkında denetimli serbestlik tedbiri belirlenirken, kanun koyucunun amacına uygun, akla ve mantığa aykırı olmayan tarafları tatmin edici, denetime elverişli bir tedbire hükmedilmesi gerektiği, kanuni, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan, sanığın kişiliğini, suçun işlenmesindeki özellikleri değerlendirmeden ve dosyaya yansıyan tıbbi bir rahatsızlığı bulunmayan sanığa kanunda öngörülmeyen denetimli serbestlik tedbiri getirilmek suretiyle, infazı kısıtlayacak şekilde 1 yıl süre ile Akdeniz Üniversitesinde alkol ve madde bağımlılığı tedavi merkezinde tedavi görmesine biçiminde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 30.04.2009 gün ve 2009/5160-26314 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 25.03.2009 gün ve KYB.2009-122551 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
5271 Sayılı CMK'nun 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma kesin olan ya da temyiz edilmeden kesinleşen hükümlere karşı başvurulan olağanüstü bir yasa yoludur. Henüz kesinleşmeyen kararın yasa yararına incelenmesi olanaksızdır.
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 07.11.2006 gün ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 karar sayılı içtihadında da açıklandığı üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın Temel hak ve hürriyetlerin korunması başlığı altındaki 40. maddesinin (03.10.2001 tarihli 4709 sayılı Kanunun 16. maddesi ile eklenen) ikinci fıkrası: Devlet işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır biçimindedir. Bu hükümle bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması amaçlanmış, son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerinin belirtilmesi, hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline getirilmiştir.
Bu hükme koşut olarak 5271 sayılı CMK'nın 34. maddesinin 2. fıkrasında, Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir biçimindeki düzenleme yer almış olup, aynı Kanun'un 232. maddesinin 6. fıkrasında ise, Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir hükümleri öngörülmüştür.
5271 sayılı CMK'nın 260. maddesinde, kanun yollarına başvurmaya hakkı bulunanlar sayılmıştır. Aynı Kanun'un 40. maddesinin birinci fıkrasına göre, Kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi, eski hale getirme isteminde bulunabilir, ikinci fıkrasına göre de Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişi kusursuz sayılır hükmü yer almıştır. Bu düzenleme ile kanun yoluna başvurmaya hakkı olanların, kanun yolunun veya merciin belirlenmesindeki yanılgılarının başvuranın haklarını ortadan Kaldırmasının, haksızlığa uğramasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Hüküm uyarınca, ilgililerin, kendi bilgisizliği veya dalgınlığından kaynaklanan hataları nedeniyle yasa yolu veya merciinde yanılgıya düşmeleri halinde başvuru hakları ortadan kalkmayacağı gibi, karar veya hükümde yasa yolunun veya merciin yanlış olarak gösterilmesi nedeniyle de başvuru haklarının ortadan kalkmayacağı tabidir.
Ayrıca 7201 sayılı Yasanın 35/son maddesindeki ayrık durum hariç olmak üzere, anılan madde uyarınca yapılacak tebligatların geçerli olabilmesi için aynı adreste önceden kanuna uygun bir tebligat yapılmış olması gerekir.
Dosyanın incelenmesinde; katılanın yokluğunda verilen 07.06.2007 gün ve 2006/398 esas, 2007/112 sayılı karara karşı başvurulacak yasa yolu ile süresinin belirtilmesine karşın başvuru yönteminin hüküm fıkrasında gösterilmemesi nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 232. maddesine aykırı biçimde hüküm kurulduğu ve daha önce katılana geçerli tebligat yapılan Meslek Yüksek Okulu Bilgisayar Bölümü K
adresi yerine duruşmada bildirilen Kiremitli mahallesi, İ
Y
'a ait ev K
adresine çıkarılan evrakın, belirtilen adrese gidildi, muhatap apartman sahibinin oğlundan soruldu, muhatabı ismen tanımadığını imzasız sözlü beyan ederek, tebliğ evrakı K
mahallesi muhtarı A
P
tastiği şerhi verilerek 30.04.2007 tarihinde iadesi üzerine, Tebligat Tüzüğünün 28. maddesi uyarınca işlem yapılması gerekirken, bu husus yerine getirilmeksizin aynı adreste 06.09.2007 tarihinde 7201 sayılı Kanunun 35. maddesince tebliğ olunduğu ve henüz katılanın bu karara karşı başvuru hakkının ortadan kalkmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, Korkuteli Asliye Ceza Mahkemesinin 07.06.2007 gün ve 2006/398 esas, 2007/112 sayılı kararı henüz kesinleşmediğinden, 5271 sayılı CMK'nun 309. maddesi uyarınca Kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, anılan tebligatın usulüne uygun şekilde tebliği hususunun mahkemesince ifasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 19.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy