(2709 S. K. m. 40) (765 S. K. m. 59, 342) (5237 S. K. m. 31, 51, 53, 62, 204) (5271 S. K. m. 34, 40, 231, 232, 260, 309) (7201 S. K. m. 35) (YCGK. 07.11.2006 T. 2006/6-213 E. 2006/229 K.)
Dava: Resmi belgede sahtecilik suçundan sanık İ. A.'ın, 765 s. Türk Ceza Kanunu'nun 342/1, 59/2. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 05/06/2002 günlü ve 1996/455 esas, 2002/204 s. kararının infazı sırasında, 01/06/2005 gününde yürürlüğe giren 5237 s. Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, sanığın 5237 s. Kanun'un 204/1, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51. maddesi gereğince ertelenmesine, aynı suçtan sair sanık Ali Rıza Çelebi'nin ise, 5237 s. Kanun'un 204/1, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51. maddesi gereğince ertelenmesine ilişkin, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07/03/2008 günlü ve 2006/30 esas, 2008/114 s. kararın bütün dosya kapsamına göre;
1- Kayden 02/12/1978 doğumlu olup, suçun işlendiği 04/10/1996 gününde 18 yaşını ikmal etmediği anlaşılan sanık İ. A. hakkında tayin edilen cezadan, 5237 s. Türk Ceza Kanunu'nun 31/3. maddesi gereğince indirim yapılmamasında,
2- Hüküm gününde yürürlükte bulunan 5728 s. Kanun'un 562. maddesiyle değişik 5271 s. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca, sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilip verilemeyeceğinin değerlendirilmemesinde,
3- Uzun süreli hapis cezasına mahkum olan sanıklar hakkında 5237 s. Kanun'un 53/1-a-b-d-e. maddesindeki hak yoksunluklarına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 S. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 15.05.2009 tarih ve 2009/5803-29570 s.yasa yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 23.06.2009 tarih ve KYB. 2009/153828 s. ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
Karar: 5271 S. CMK'nın 309. maddesinde düzenlenen yasa yararına bozma kesin olan ya da temyiz edilmeden kesinleşen hükümlere karşı başvurulan olağanüstü bir kanun yoludur. Henüz kesinleşmeyen kararın yasa yararına tetkiki olanaksızdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 18.03.2008 tarih ve 7/56 s. kararında da açıklandığı üzere, yokluklarında verilen hüküm ile atanan zorunlu müdafiinin temyiz dilekçesinin, kendisine zorunlu müdafii atandığından haberdar olmayan sanığa usulüne uygun olarak tebliğ olunması gerekmektedir.
Öte yandan, Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 07.11.2006 tarih ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 karar s. içtihadında da açıklandığı üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın Temel Hak Ve Hürriyetlerin Korunması başlığı altındaki 40. maddesinin (03.10.2001 günlü 4709 s.Yasanın 16. maddesi ile eklenen) ikinci fıkrası: Devlet işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi yasa yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır biçimindedir. Bu hükümle bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması amaçlanmış, son derece dağınık mevzuat karşısında yasa yolu, mercii ve sürelerinin belirtilmesi, hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline getirilmiştir.
Bu hükme koşut olarak 5271 s. CMK'nın 34. maddesinin 2. fıkrasında, Kararlarda, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir biçimindeki düzenleme yer almış olup, aynı Kanun'un 232. maddesinin 6. fıkrasında ise, Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan yasa maddelerinin, verilen ceza miktarının, yasa yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmesi gerekir hükümleri öngörülmüştür.
5271 s. CMK'nın 260. maddesinde, yasa yollarına başvurmaya hakkı bulunanlar sayılmıştır. Aynı Kanun'un 40. maddesinin birinci fıkrasına göre, Kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi, eski hale getirme isteminde bulunabilir, ikinci fıkrasına göre de Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişi kusursuz sayılır hükmü yer almıştır. Bu düzenleme ile yasa yoluna başvurmaya hakkı olanların, yasa yolunun veya merciin belirlenmesindeki yanılgılarının başvuranın haklarını ortadan kaldırmasının, haksızlığa uğramasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Hüküm uyarınca, ilgililerin, kendi bilgisizliği veya dalgınlığından kaynaklanan hataları sebebiylekanun yolu veya merciinde yanılgıya düşmeleri halinde başvuru hakları ortadan kalkmayacağı gibi, karar veya hükümde kanun yolunun veya merciin yanlış olarak gösterilmesi sebebiyle de başvuru haklarının ortadan kalkmayacağı tabidir.
Ayrıca 7201 s.Kanunun 35/son maddesindeki ayrık durum hariç olmak üzere, anılan madde uyarınca yapılacak tebligatların geçerli olabilmesi için aynı adreste önceden yasaya uygun bir tebligat yapılmış olması gerekir.
Dosyanın incelenmesinde; sanıklar ile katılan ve vekilinin yokluğunda verilen 07.03.2008 tarih ve 2006/30 esas, 2008/114 s. karara karşı başvurulacak kanun yolu ve süresi belirtilmesine karşın, kanun yolu süresinin başlangıcıyla, yönteminin hüküm fıkrasında gösterilmemesi sebebiyle 5271 s. CMK'nın 232. maddesine aykırı şekilde hüküm kurulduğu ve kendisine müdafii atandığından haberdar olmayan hükümlü İlker Akyaz'a yokluğunda verilen gerekçeli kararın, daha önce yasanın gösterdiği usullere göre yapılmış geçerli bir tebligat bulunmaksızın ve gerekli adres araştırması da yapılmadan, 7201 s.Yasanın 35. maddesi uyarınca tebliğ edilerek hükmün usulsüz olarak kesinleştirildiği ve tarafların henüz bu karara karşı başvuru haklarının ortadan kalkmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.03.2008 tarih ve 2006/30 esas, 2008/114 s. kararı henüz kesinleşmediğinden, 5271 s. CMK'nun 309. maddesi uyarınca yasa yararına bozma isteminin REDDİNE, anılan tebligatların usulüne uygun biçimde tebliği hususunun mahkemesince ifasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 19.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy