(2709 S. K. m. 40) (765 S. K. m. 81, 503, 522) (5237 S. K. m. 7, 58, 157) (5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 34, 40, 223, 232, 260, 309)
Dava: Dolandırıcılık suçundan sanık M. S.'in 765 s. Türk Ceza Kanunu'nun 503/1, 522/1, 81/2. maddeleri gereğince 2 yıl 13 ay 10 tarih hapis ve 2.085.538.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair Balıkesir 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 30/05/2001 günlü ve 1999/784 esas, 2001/1102 s. kararının infazı sırasında, 01/06/2005 gününde yürürlüğe giren 5237 s. Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine sanığın anılan Kanun'un 157. maddesi uyarınca 2 yıl hapis ve 1.000 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 58. maddesi gereğince cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair aynı Mahkemenin 16/06/2005 günlü ve 1999/784 esas, 2001/1102 s. ek kararın bütün dosya kapsamına göre.
5237 s. Türk Ceza Kanunu'nun 7/2, 5252 s. Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili tüm hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir. şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27/12/2005 günlü ve 2005/3-162-173 s. kararına nazaran, lehe kanunun saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ait bir hükmün uygulanması olanağı sonraki kanun ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde, 01/06/2005 gününden önce işlenmiş bulunan suçlar ile ilgili olarak 5237 s. Kanun'un 58. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesinde, isabet görülmediğinden bahisle 5271 S. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 04.09.2009 tarih ve 2009/10775/50080 s. yasa yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 09.10.2009 tarih ve KYB.2009214727 s. ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
Karar: 5271 S. CMK'nın 309. maddesinde düzenlenen yasa yararına bozma kesin olan ya da temyiz edilmeden kesinleşen hükümlere karşı başvurulan olağanüstü bir kanun yoludur. Henüz kesinleşmeyen kararın kanun yararına tetkiki olanaksızdır.
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 07.11.2006 tarih ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 Karar ve 30.06.2009 tarih ve 2009/5-81 Esas, 2009/196 Karar s. içtihatlarında da açıklandığı üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın Temel hak ve hürriyetlerin korunması başlığı altındaki 40. maddesinin (03.10.2001 günlü 4709 s. Yasanın 16. maddesi ile eklenen) ikinci fıkrası: Devlet işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi yasa yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır biçimindedir. Bu hükümle bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması amaçlanmış, son derece dağınık mevzuat karşısında yasa yolu, mercii ve sürelerinin belirtilmesi, hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline getirilmiştir.
Bu hükme koşut olarak 5271 s. CMK'nın 34. maddesinin 2. fıkrasında, Kararlarda, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir biçimindeki düzenleme yer almış olup, aynı Kanun'un 232. maddesinin 6. fıkrasında ise, Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan yasa maddelerinin, verilen ceza miktarının, yasa yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmesi gerekir hükümleri öngörülmüştür.
5271 s. CMK'nın 260. maddesinde, yasa yollarına başvurmaya hakkı bulunanlar sayılmıştır. Aynı Kanun'un 40. maddesinin birinci fıkrasına göre, Kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi, eski hale getirme isteminde bulunabilir, ikinci fıkrasına göre de Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişi kusursuz sayılır hükümü yer almıştır. Bu düzenleme ile yasa yoluna başvurmaya hakkı olanların, yasa yolunun veya merciin belirlenmesindeki yanılgılarının başvuranın haklarını ortadan kaldırmasının, haksızlığa uğramasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Hüküm uyarınca, ilgililerin, kendi bilgisizliği veya dalgınlığından kaynaklanan hataları sebebiyle kanun yolu veya merciinde yanılgıya düşmeleri halinde başvuru hakları ortadan kalkmayacağı gibi, karar veya hükümde kanun yolunun veya merciin yanlış olarak gösterilmesi sebebiyle de başvuru haklarının ortadan kalkmayacağı tabidir.
İncelenen dosya içeriğine göre; hükümlünün yokluğunda verilen 16.06.2005 tarih ve 1999/784 esas, 2001/1102 s. ek kararda, kanun yoluna başvuru süresi, mercii ve yönteminin belirtilmesine karşın, kanun yoluna başvuru süresinin ne zaman başlayacağının hüküm fıkrasında gösterilmediği, mahkemece yukarda açıklanan mevzuata aykırı şekilde ve hükümlünün kanun yoluna başvuru hakkını etkin bir şekilde kullanmasını engelleyici nitelikte hüküm kurulduğu anlaşılmakla, hükümlünün bu karara karşı başvuru hakkı ortadan kalkmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Balıkesir 1. Asliye Mahkemesinin 16.06.2005 tarih ve 1999/784 esas, 2001/1102 s. ek kararı henüz kesinleşmediğinden, yasa yararına bozma isteminin CMK'nın 309. maddesi uyarınca REDDİNE, anılan karara karşı kanun yoluna başvurunun ne olduğu, mercii, yöntemi, süresi ve bu sürenin başlangıcının ne biçimde olacağını içerir gerekçeli kararın usulüne uygun şekilde tebliğ işleminin mahallinde takdir ve ifasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 30.04.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy