(2709 S. K. m. 40) (5237 S. K. m. 7, 50) (213 S. K. m. 359) (5271 S. K. m. 34, 40, 260, 223, 232) (YCGK 07.11.2006 T. 2006/6-213 E. 2006/229 K.)
Dava: 213 s. Vergi Usul Kanunu'na aykırı davranmak suçundan sanık M. Ü.'ın, anılan Kanun'un 359/a-2, 5237 s. Türk Ceza Kanunu'nun 50/a. maddeleri uyarınca 47.700,00 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Küçükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/02/2008 günlü ve 2006/759 esas, 2008/208 s. kararın bütün dosya kapsamına göre;
Karar: 1-213 s. Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinin 5728 s. Kanun'un 276. maddesiyle değiştirilmesi karşısında, 5237 s. Türk Ceza Kanunu'nun Zaman bakımından uygulama başlıklı 7. maddesine nazaran, öncelikle lehe kanunun tespit edilerek uygulama yapılması ve her iki kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek biçimde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi gerektiğinin dikkate alınmamasında,
2-Sanığın üzerine atılı eylemi yönünden 213 s. Kanun'un 359/a-2. maddesince asgari hadden belirlenen 6 ay hapis cezasının, 5237 s. Türk Ceza Kanunu'nun 50/a. maddesine göre 47.700,00 yeni Türk lirası adli para cezasına çevrilmesine karar verilmiş ise de, 5728 s. Kanunla değişik 359. maddesinin tercih edilmesi halinde belirlenecek 1 yıl hapis cezasının 5237 s. Kanun'un 52. maddesine göre 7.300,00 yeni Türk lirası adli para cezasına çevrilmesinin sanığın lehine olacağının gözetilmemesinde,
3- Sanık hakkında belirlenen 6 ay hapis cezasının 213 s. Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinin 5728 s. Kanun'un 276. maddesiyle değiştirilmeden önceki haline göre adli para cezasına çevrilmesi gerekirken, 5237 s. Türk Ceza Kanunu'nun 50/a. maddesine göre çevrilmesinde,
4- Hüküm tarihi itibarıyla da 5271 s. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi gerekip gerekmediğinin tartışılmamasında, İsabet görülmediğinden bahisle 5271 S. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 25.2.2009 tarih ve 2009/2202/11586 s. yasa yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 17.03.2009 tarih ve KYB.2009/53958 s. ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 07.11.2006 tarih ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 karar s. içtihadında da açıklandığı üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın Temel hak ve hürriyetlerin korunması başlığı altındaki 40. maddesinin (03.10.2001 günlü 4709 s. Yasanın 16. maddesi ile eklenen) ikinci fıkrası: Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi yasa yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır biçimindedir. Bu hükümle bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması amaçlanmış, son derece dağınık mevzuat karşısında yasa yolu, mercii ve sürelerinin belirtilmesi, hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline getirilmiştir.
Bu hükme koşut olarak 5271 s. CMK'nun 34. maddesinin 2. fıkrasında, Kararlarda, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir biçimindeki düzenleme yer almış olup, aynı kanunun 232. maddesinin 6. fıkrasında ise, Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan yasa maddelerinin, verilen ceza miktarının, yasa yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmesi gerekir hükümleri öngörülmüştür.
5271 s. CMK'nun 260. maddesinde, yasa yollarına başvurmaya hakkı bulunanlar sayılmıştır. Aynı kanunun 40. maddesinin birinci fıkrasına göre, Kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi, eski hale getirme isteminde bulunabilir, ikinci fıkrasına göre de Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişi kusursuz sayılır hükmü yer almıştır. Bu düzenleme ile yasa yoluna başvurmaya hakkı olanların, yasa yolunun ve merciin belirlenmesindeki yanılgılarının başvuranın haklarını ortadan kaldırmasının, haksızlığa uğramasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Açıklanan hüküm uyarınca, ilgililerin hataları sebebiyle kanun yolu veya merciinde yanılgıya düşmeleri halinde başvuru hakları ortadan kalkmayacağı gibi, karar veya hükümde kanun yolunun veya merciin yanlış olarak gösterilmesi sebebiyle de başvuru haklarının ortadan kalkmayacağı tabidir.
İncelenen dosya içeriğine göre, yokluğunda verilen sanığa tebliğ edilen gerekçeli kararda para cezasının 47.700 TL. olarak belirlenmesi karşısında esasen temyiz yolu açık olmak üzere verilmesi gereken hükmün, ceza miktarı itibariyle kesin olarak verildiğinin bildirilmesi sebebiyle 5271 s. CMK'nın 232. maddesine aykırı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmakla, sanığın bu karara karşı başvuru hakkı ortadan kalkmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Küçükçekmece 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.02.2008 tarih ve 2006/759 esas, 2008/208 s. kararı henüz kesinleşmediğinden, yasa yararına bozma isteminin CMK'nın 309. maddesi gereğince REDDİNE, gereğinin mahallinde ifasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 05.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy