(5271 S. K. m. 34, 225, 230, 231, 321) (1412 S. K. m. 150, 257, 308) (5320 S. K. m. 8) (765 S. K. m. 342) (5237 S. K. m. 204) (5252 S. K. m. 9) (YHGK. 10.10.2000 T. 2000/6-175 E. 2000/193 K.) (YHGK. 23.10.2001 T. 2001/1-226 E. 2001/227 K.) (YHGK. 30.05.2006 T. 2005/7-173 E. 2006/145 K.)
Dava: Dolandırıcılık suçundan sanık İsa Kaya'nın bozma üzerine yapılan yargılaması sonunda, suç vasfındaki vaki değişiklik sebebiyle resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine dair Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 06.10.2005 tarih ve 2004/247 Esas, 2005/207 Karar s. hükmün süresi içerisinde Yargıtay'ca tetkiki sanık ve müdafi tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığının onama isteyen 30.09.2006 günlü tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dairemizce de benimsenen ve ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.03.1998 gün, 50/105, 01.06.1999 gün, 137/146, 10.10.2000 gün, 175/193, 23.10.2001 gün, 226/227 ve 30.05.2006 tarih 173/145 s. kararlarında ve benzer nitelikteki içtihatlarında açıklandığı üzere; 5271 s. CMK.nun 225. (1412 s. CMUK.nun 257 ve 150.) maddesi uyarınca hükmün konusu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup, bir olayın açıklanması sırasında başka bir fiilden bahsedilmesi o konuda da dava açıldığı anlamına gelmeyeceği, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 04.02.2000 havale günlü ve 3738/264/26 s. iddianamesinde, vefat etmesi sebebiyle hakkında açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilen ve hakkındaki karar temyizen incelenmeyen sanık Z. K.'nın, mağdur F. K.'ya miras kalan gayrimenkulü satmak için kendisine yetki verilmiş gibi düzenlettirdiği sahte noter vekaletnamesi ile, bu gayrimenkulü olay gününde oğlu olan sanık İ. K.'ya satması eylemine iştirak ettiğinden bahisle adı geçen sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığı ve iddianamede tavsifi yapılan bu suçla bağlı kalınarak yargılamaya devamla karar verilmesi gerektiği, sevk ve tavsife göre, resmi belgede sahtecilik suçundan açılmış dava bulunmadığı, ayrıca her iki suçun da birbirlerinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu gözetilmeden, yazılı biçimde iddianamede de anlatıldığından bahisle, ek savunma hakkı tanınarak, resmi belgede sahtecilik suçundan sanığın mahkumiyetine hükmolunması,
Kabule göre de;
2- Yerel mahkeme kararı bozulmakla tamamen ortadan kalkacağı cihetle bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu yeniden kurulan hükümde; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141, karar gününde yürürlükte bulunan 5271 s. Ceza Muhakemesi Yasasının 34, 230 ve 5320 s. Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 s. CMUK.nun 308/7. maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde açık olması ve Yargıtay'ın bu işlevini yerine getirebilmesi için, kararın dayandığı bütün kanıtların, bu kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki sair belgelere ait değerlendirmeler ile sanığın eyleminin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun açık olarak gerekçeye yansıtılması ve sübutu halinde suç gününde yürürlükte bulunan 765 s. TCK.nun 342/2 ve sonradan yürürlüğe giren 5237 s. TCK.nun 204/1-3. maddelerinde öngörülen resmi belgede sahtecilik suçunun oluşacağı ve bu suçla ilgili yasada öngörülen dava zamanaşımının göz önüne alınması gerektiği gözetilerek buna göre, 5252 s. Kanunun 9/3. maddesi uyarınca, suç gününde yürürlükte olan 765 s. Kanun ile 01.06.2005 gününde yürürlüğe giren 5237 s. Kanunun tüm hükümlerinin olaya uygulanıp, ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle tesbit edilecek lehe hükmün denetime olanak verecek biçimde gerekçe bölümünde tartışılıp sonucuna göre lehe kanunun belirlenmesi gerekirken, bu ilkelere uyulmadan ve uygulamalı karşılaştırma yapılmadan, gerekçeden yoksun olarak yazılı biçimde mahkumiyet hükmü kurulması,
Yasaya aykırı,
3- 5237 s. TCK.nun 7/2. maddesi gözetilerek; hükümden sonra, 08.02.2008 tarih ve 26781 s. Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarih yürürlüğe giren 5728 s. Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 s. CMK.nun 231. maddesinin 5 ve 14. fıkraları gereğince sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenlerden dolayı 5320 s. Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 s. CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 25.05.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy