(2709 S. K. m. 40) (5237 S. K. m. 228) (5252 S. K. m. 7) (765 S. K. m. 102, 104) (5271 S. K. m. 34, 223, 232, 260, 309) (7201 S. K. m. 35) (YCGK. 07.11.2006 T. 2006/6-213 E. 2006/229 K.)
Dava ve Karar: Kumar oynatmak suçundan sanıklar T. B., F. Ö. ve A. .'ın, 5237 s. Türk Ceza Kanunu'nun 228/1.maddesi uyarınca 2'şer ay hapis ve 40'ar YTL adli para cezası ile cezalandırılmalarına dair, Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.12.2005 günlü ve 2003/140 Esas, 2005/1066 s. kararın; sanıkların kumar oynatmak biçiminde belirlenen eylemleri nedeniyle 5237 s. Kanun'un 228/1.maddesi gereğince ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmiş ise de, suç tarihinin 03.12.2002 olması karşısında, 765 s. TCK'nun ve 5237 S. Kanun'un ilgili hükümlerinin bir tüm olarak olaya uygulanması suretiyle lehe olan yasanın belirlenmesi gerektiği, somut olayda 765 s. Yasa hükümlerinin sanıklar lehine olduğu, bu sebeple anılan Yasa hükümleri uyarınca hafif hapis ve hafif para cezasına hükmedilmesi gerektiği, ancak 1.06.2005 gününde yürürlüğe giren 5252 s. TCK'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un, maddesinin başlığı, 5349 s. Kanun'la Hafif hapis ve hafif para cezalarının idari para cezasına dönüştürülmesi olarak değiştirilerek aynı maddenin 1.fıkrasında, Kanunlarda hafif hapis veya hafif para cezası olarak ön görülen yaptırımlar idari para cezasına dönüştürülmüştür. hükmüne yer verildiği anlaşılmakla, mahkemesince sanıkların lehine olarak tesbit edilmesi gereken hafif hapis ve hafif para cezasının 5252 s. Kanun'un 7. maddesinin 1.fıkrası uyarınca idari para cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı biçimde karar verilmesinde, suç tarihi ile karar tarihi arasında 765 s. TCK'nun 102/5 ve 104. maddeleri uyarınca dava zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu gözetilmeksizin, mahkumiyete hükmolunmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 S. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 13.09.2006 tarih ve 41293 s. yazılı emirlerine atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 11.10.2006 tarih ve YE.2006220113 s. ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
5271 S. CMK'nın 309. maddesinde düzenlenen yasa yararına bozma kesin olan ya da temyiz edilmeden kesinleşen hükümlere karşı başvurulan olağanüstü bir kanun yoludur. Henüz kesinleşmeyen kararın yasa yararına tetkiki olanaksızdır.
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 07.11.2006 tarih ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 karar s. içtihadında da açıklandığı üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın Temel hak ve hürriyetlerin korunması başlığı altındaki 40. maddesinin (03.10.2001 günlü 4709 s. Yasanın 16. maddesi ile eklenen) ikinci fıkrası: Devlet işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi yasa yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır biçimindedir. Bu hükümle bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması amaçlanmış, son derece dağınık mevzuat karşısında yasa yolu, mercii ve sürelerinin belirtilmesi, hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline getirilmiştir.
Bu hükme koşut olarak 5271 s. CMK'nın 34. maddesinin 2. fıkrasında, Kararlarda, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir biçimindeki düzenleme yer almış olup, aynı Kanun'un 232. maddesinin 6. fıkrasında ise, Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan yasa maddelerinin, verilen ceza miktarının, yasa yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmesi gerekir hükümleri öngörülmüştür.
5271 s. CMK'nın 260. maddesinde, yasa yollarına başvurmaya hakkı bulunanlar sayılmıştır. Aynı Kanun'un 40. maddesinin birinci fıkrasına göre, Kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi, eski hale getirme isteminde bulunabilir, ikinci fıkrasına göre de Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişi kusursuz sayılır hükümü yer almıştır. Bu düzenleme ile yasa yoluna başvurmaya hakkı olanların, yasa yolunun veya merciin belirlenmesindeki yanılgılarının başvuranın haklarını ortadan kaldırmasının, haksızlığa uğramasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Hüküm uyarınca, ilgililerin, kendi bilgisizliği veya dalgınlığından kaynaklanan hataları sebebiyle kanun yolu veya merciinde yanılgıya düşmeleri halinde başvuru hakları ortadan kalkmayacağı gibi, karar veya hükümde kanun yolunun veya merciin yanlış olarak gösterilmesi sebebiyle de başvuru haklarının ortadan kalkmayacağı tabidir.
Dosyanın incelenmesinde; Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.12.2005 tarih ve 2003/140 esas, 2005/1066 s. kararının, sanıklar ile sanık A. Y. müdafinin yokluğunda verilmesi nedeniyle; kanun yoluna başvuru süresi tebliğ gününden itibaren başlaması gerekirken, anılan sürenin hükmün açıklanmasından itibaren başlayacağı belirtilmek suretiyle ilgililerin kanun yoluna başvuru konusunda yanıltıldığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.12.2009 tarih ve 2007/261445 s. yazısı ile bu hususa dikkat edilerek ilgilisine yeniden çıkartılacak tebligatta kanun yolunun türü, süresi, mercii ve şeklini doğru şekilde gösterir açıklamalı bir tebligat ile tebliğ edilmesi ve açıklamada mutlaka temyiz kanun yoluna başvuru süresinin tebliğ gününden itibaren başlayacağının bildirilmesi gerektiği açıklanarak dosyanın mahalline iade edilmesi üzerine anılan mahkemece yukarda belirtilen açıklamayı içerir yeni tebligatın sanık A. E. müdafiine 15.01.2010, sanık T. B.'ye ise 12.02.2010 gününde tebliğ olunduğu, ancak sanık F. Ö.'e 7201 s. Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca tebliğ edilen 02.02.2010 günlü tebligatta anılan açıklamanın yer almadığı, bu sebeple kararın henüz kesinleşmediği ve sanık F. Ö.'ün bu karara karşı başvuru hakkının ortadan kalkmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.12.2005 tarih ve 2003/140 esas, 2005/1066 s. kararı henüz kesinleşmediğinden, 5271 s. CMK'nun 309. maddesi uyarınca yasa yararına bozma isteminin REDDİNE, sanık F. Ö.'ün anılan karara karşı kanun yoluna başvurunun ne olduğu, mercii, yöntemi, süresi ve bu sürenin başlangıcının tebliğden itibaren olacağı şerhini içerir gerekçeli kararın usulüne uygun şekilde tebliğ işleminin mahallinde takdir ve ifasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 14.10.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy