(5237 S. K. m. 141, 157)
Dava: Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık ve müdafiinin kastın bulunmadığına, cezanın fazla olduğuna ilişen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Karar: Dolandırıcılık suçu, sanığın mağduru kandırabilecek hileli davranışlarla aldatıp, onu kendi veya başkasının mal varlığı aleyhine bir işlemde bulunmaya yöneltmesi ve bu işlem sonucunda sanığın kendine veya başkasına yarar sağlamasıyla oluşur. Dolandırıcılık suçunda failin hileli hareketleri sonucu sakatlanmış irade neticesinde kişiye ait malvarlığının mülkiyetinin devri, buna karşılık hırsızlık suçunda ise; menkul bir malın, sahibinin rızası dışında alınması, mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerindeki zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesi söz konusudur. Bu açıklamalar ışığında somut olayda; sanığın kimliği tespit edilemeyen bir kişiyle birlikte önceden hazırladıkları plan çerçevesinde, olay günü tesadüfen para bulmuş gibi davranıp, bulduğu parayı mağdurla paylaşmayı teklif ederek, birlikte yürümeye devam ettikleri sırada heyecanla olay yerine gelen kimliği belirlenemeyen kişinin, sanık ile mağdura yolda para bulup bulmadıklarını sorması üzerine plan dahilinde para bulmadıklarını belirtip, cüzdanıma bak diyerek cüzdanını göstermesi ardından mağdurun da kendi rızasıyla cebindeki parayı göstermek için sanığa verdiği esnada sanığın tırnakçılık tabir edilen yöntemle parayı alıp köşede buluşuruz diyerek olay yerinden uzaklaşmasından sonra mağdurun en üstte 5 TL olacak şekilde diğer paraların kağıt parçası olduğunu fark etmesi şeklinde gerçekleşen eylemde, paraların, kontrol maksadıyla kimliği belirlenemeyen kişiyle fikir ve eylem birliği içinde olan sanığa geçici olarak verilmesi, mülkiyet devrinin olmaması nedenleriyle dolandırıcılık suçunun yasal unsuru olan teslim koşulunun gerçekleşmediği, bu nedenle sanığın eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde dolandırıcılık suçundan mahkumiyetine hükmedilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10.02.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy