(2709 S. K. m. 40) (765 S. K. m. 342) (5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 34, 223, 232, 260) (7201 S. K. m. 35) (YCGK. 27.12.2005 T. 2005/3-162 E. 2005/173 K.) (YCGK. 07.11.2006 T. 2006/6-213 E. 2006/229 K.)
Dava ve Karar: Sahte vekaletname düzenleyip kullanmak suçundan sanıklar N. Ç. ve H. A.'ın 765 s. Türk Ceza Kanunu'nun 342/2. maddesi gereğince 4 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına sair sanık İbrahim Kasapoğlu'nun ise 765 s. Kanun'un 342/2, 81/1. maddeleri uyarınca 4 yıl 4 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Giresun Ağır Ceza Mahkemesinin 10.07.1997 günlü ve 1995/75 Esas, 1997/127 s. kararının infazı sırasında, 01.06.2005 gününde yürürlüğe giren 5237 s. Türk Ceza Kanunu'nun lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, anılan Kanun'un lehe olmadığından bahisle reddine ait Giresun Ağır Ceza Mahkemesinin 20.06.2005 günlü ve 2005/223-212 s. ek kararını kapsayan bütün dosya kapsamına göre; 5237 s. Türk Ceza Kanunu'nun 7/2, 5252 s. Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesindeki lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili tüm hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 günlü ve 2005/3-162-173 s. kararına nazaran, lehe kanunun saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ait bir hükmün uygulanması olanağı sonraki kanun ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu gözetilmeden evrak üzerinde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 S. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 21.11.2008 tarih ve 2008/13612-58603 s. yasa yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 19.12.20008 tarih ve KYB.2008256285 s. ihbarnamesiyle Dairemize gönderilmiş ve Dairemizin 02.10.2009 tarih ve 2008/21258 E. 2009/11116 K. S. kararı ile bahse konu ek kararın usulüne uygun olarak kesinleşip kesinleşmediğinin denetlenmesi amacıyla; hükümlünün hangi tarihte cezaevine alındığı ve hükmün tebliğ edildiği 02.09.2008 gününde cezaevinde bulunup bulunmadığı hususları araştırılarak, düzenlenecek evrakın da eklenip, dosyanın yasa yararına bozma isteminin tetkiki yapılmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmiş, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 19.04.2010 tarih ve 2008/4664-25108 s. yazısı ile ikmal edildiği anlaşılan dosya, üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.04.2010 havale günlü derkenar yazısı ile Dairemize sunulmakla; gereği görüşüldü:
5271 S. CMK'nın 309. maddesinde düzenlenen yasa yararına bozma kesin olan ya da temyiz edilmeden kesinleşen hükümlere karşı başvurulan olağanüstü bir kanun yoludur. Henüz kesinleşmeyen kararın yasa yararına tetkiki olanaksızdır.
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 07.11.2006 tarih ve 2006/6-213 Esas, 2006/229 karar s. içtihadında da açıklandığı üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın Temel hak ve hürriyetlerin korunması başlığı altındaki 40. maddesinin (03.10.2001 günlü 4709 s. Yasanın 16. maddesi ile eklenen) ikinci fıkrası: Devlet işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi yasa yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır biçimindedir. Bu hükümle bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması amaçlanmış, son derece dağınık mevzuat karşısında yasa yolu, mercii ve sürelerinin belirtilmesi, hak arama, hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline getirilmiştir.
Bu hükme koşut olarak 5271 s. CMK'nın 34. maddesinin 2. fıkrasında, Kararlarda, başvurulabilecek yasa yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir biçimindeki düzenleme yer almış olup, aynı Kanun'un 232. maddesinin 6. fıkrasında ise, Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan yasa maddelerinin, verilen ceza miktarının, yasa yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmesi gerekir hükümleri öngörülmüştür.
5271 s. CMK'nın 260. maddesinde, yasa yollarına başvurmaya hakkı bulunanlar sayılmıştır. Aynı Kanun'un 40. maddesinin birinci fıkrasına göre, Kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi, eski hale getirme isteminde bulunabilir, ikinci fıkrasına göre de Kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmemesi halinde de, kişi kusursuz sayılır hükümü yer almıştır. Bu düzenleme ile yasa yoluna başvurmaya hakkı olanların, yasa yolunun veya merciin belirlenmesindeki yanılgılarının başvuranın haklarını ortadan kaldırmasının, haksızlığa uğramasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.
Hüküm uyarınca, ilgililerin, kendi bilgisizliği veya dalgınlığından kaynaklanan hataları sebebiyle kanun yolu veya merciinde yanılgıya düşmeleri halinde başvuru hakları ortadan kalkmayacağı gibi, karar veya hükümde kanun yolunun veya merciin yanlış olarak gösterilmesi sebebiyle de başvuru haklarının ortadan kalkmayacağı tabidir.
Ayrıca 7201 s. Kanunun 35/son maddesindeki ayrık durum hariç olmak üzere, anılan madde uyarınca yapılacak tebligatların geçerli olabilmesi için aynı adreste önceden yasaya uygun bir tebligat yapılmış olması gerekir.
Dosyanın incelenmesinde; hükümlüler ve katılan vekilinin yokluğunda verilen 20.06.2005 tarih ve 2005/223 esas, 2005/212 s. karara karşı başvurulacak kanun yolu ve süresi belirtilmesine karşın, kanun yoluna başvuru yönteminin hüküm fıkrasında gösterilmemesi sebebiyle 5271 s. CMK'nın 232. maddesine aykırı şekilde hüküm kurulduğu ve dosyada mevcut Eskipazar Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 04.12.2008 günlü yazısına göre de 02.09.2008 gününde cezaevinde bulunan hükümlü İbrahim Kasapoğlu'na Aydın Sokak Kılıç Apt. No:30/11 Beykoz/İstanbul adresinde 7201 s. Yasanın 35. maddesi uyarınca tebliğ edilerek kararın usulsüz olarak kesinleştirildiği ve tarafların henüz bu karara karşı başvuru hakkının ortadan kalkmadığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, Giresun Ağır Ceza Mahkemesinin 20.06.2005 tarih ve 2005/223 esas, 2005/212 s. kararı henüz kesinleşmediğinden, 5271 s. CMK'nun 309. maddesi uyarınca yasa yararına bozma isteminin REDDİNE, ilgililerin anılan karara karşı kanun yoluna başvurunun ne olduğu, mercii, yöntemi, süresi ve bu sürenin başlangıcının ne biçimde olacağını içerir gerekçeli kararın usulüne uygun şekilde tebliğ işleminin mahallinde takdir ve ifasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 09.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy