(5237 S. K. m. 7) (765 S. K. m. 102, 104) (5271 S. K. m. 231) (7201 S. K. m. 35) (5275 S. K. m. 20) (5252 S. K. m. 9)
Dava ve Karar: Sanığın mahkumiyetine karar verilip, temyiz edilmediğinden kesinleştirilen 05.10.2007 günlü hükümden önce en son 30.03.2007 tarihinde başka suçtan tutuklu bulunduğu Gölhisar Asliye Ceza Mahkemesi'nde yakalama kararının infazı suretiyle yapılan sorgusunda tahliyesinden sonraki adresi olarak İstasyon Caddesi. ... Apt. Kat ..., No. ... Diyarbakır adresini bildirmesine rağmen, asıl hüküm ile 5728 sayılı yasayla değişik CMK'nun 231. maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına ilişkin 02.07.2008 tarihli kararın, farklı bir adreste Tebligat yasanın 35. maddesinde düzenlenen usule aykırı olarak tebliğ edilmiş olması sebebiyle geçerli olmadığı, temyiz isteminin asıl karara yönelik olduğu, temyiz süresinin denetimi için, Diyarbakır C. Savcılığı infaz bürosunun. Burdur C.Savcılığı İnfaz bürosuna gönderdiği, 05.08.2008 tarihli yazıdan hükümlünün 05.08.2008 tarihinde yakalandığı fakat tevdii kararımız üzerine gönderilen Midyat M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü'nün 24.11.2009 tarih ve 2009/3820 sayılı yazı cevabına göre, CGTİHK'nun 20/4 madde ve fıkrası uyarınca, cezaevi idaresi ya da C.Savcılığı tarafından, cezanın hangi hükme ilişkin olduğunu belirten belgenin sanığa tebliğine ilişkin bir evrakın bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın 05.10.2007 tarihli mahkumiyet hükmünü öğrenme üzerine yaptığı 27.11.2008 tarihli temyiz itirazlarının süresinde. 02.07.2008 tarihli ek kararın ise asıl hükmün henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle hukuken geçersiz olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Gerekçeli karar başlığında yanlış gösterilen suç tarihinin en son 07.06.2000 olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7. ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükümleri karşısında; sanığa yüklenen ilmühaberde sahtecilik ve yalan beyanda bulunmak suçlarının yasada gerektirdiği cezalarının türleri ve üst sınırları itibariyle tabii oldukları, suçların işlendiği tarihte yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçların en son işlendiği 07.06.2000 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan,
Sonuç: Sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddeleri gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA, 02.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy