(5271 S. K. m. 160, 170, 172, 173, 309) (5941 S. K. m. 2) (3167 S. K. m. 3)
Dava ve Karar: Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik suçundan şüpheliler Z., S., B......Ltd. Şti. haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen 23/06/2009 tarihli ve 2009/23941 soruşturma, 2009/9427 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itirazın reddine ilişkin mercii Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesi başkanınca verilen 15/10/2009 tarihli ve 2009/729 Değişik iş sayılı kararının tüm dosya kapsamına göre, müştekinin.....-bank Karatay Şubesindeki 12614217 nolu hesabından aldığı çek karnesinin aynı serisinde olan çek karnelerinin tedavüle çıkarılması iddiası ile ilgili çek aslının bulanamaması, cirantaların kimliğinin belirlenememesi gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 160. maddesinde yer alan Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür. şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet Savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 14/11/2007 tarihli ve 2007/9636-9375 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun'un 3. ve 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2. maddeleri uyarınca çek defterlerinin bankalarca bastırılıp, hesap sahibi müşterilere verilmesi karşısında, olaydan bankanın da bilgilendirilip, sahtelik araştırmasının genişletilerek sürdürülmesi, iki ayrı çek yaprağı ile ilgili sahtecilik iddiası olduğu, ortada 5271 Sayılı Kanuna uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan kanunun 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapılmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza işleri Genel Müdürlüğü 18/04/2010 gün ve 2010/4554/24882 sayılı kanun yararına bozmaya atfen Yargıtay C. Başsavcılığının 10.05.2010 gün ve KYB.2010/107526 sayılı ihbarnamesiyle daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelenip gereği görüşüldü:
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulu'nun 04.12.2007 gün ve 2007/2-247/257 sayılı kararında açıklandığı üzere, 5271 sayılı CMK'nın 160. maddesinin birinci fıkrası uyarınca; ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenen Cumhuriyet Savcısı, kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamak, aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince de maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almak ve şüphelinin haklarını korumak ile aynı kanunun 170. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca da soruşturma evresi sonucunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenlemek, aksi halde de 172. madde gereğince kovuşturmaya yer olmadığına karar vermek yükümlülüğü altındadır.
Cumhuriyet Savcısının kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararına karşı yapılacak başvuru yöntemi de CMK'nın 173. maddesinde düzenlenmiş olup, itiraz mercii olarak öngörülen ağır ceza mahkemesi başkanının itirazı yerinde bulması halinde Cumhuriyet Savcısının iddianame düzenleyerek mahkemeye vereceği, itirazın haklı bulunmaması halinde de istemin gerekçeli olarak reddolunacağı hüküm altına alınmıştır. Ancak bu hükümlerin uygulanabilmesi için Cumhuriyet Savcısının kanuna uygun bir soruşturma yapmış olması zorunlu olup buna karşın, Cumhuriyet Savcısının CMK'nın kendisine yüklediği soruşturma görevini hiç yerine getirmediği, ortada kanuna uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumlarda, itirazı inceleyen merciin, Cumhuriyet Savcısının CMK'nın 160 ve devamı maddeleri uyarınca soruşturma yapılmasını sağlamak amacıyla itirazın kabulüne karar vermesi gerekmektedir.
İncelenen dosya içeriğine göre; şikayetçi müdafii tarafından verilen 19.02.2009 tarihli şikayet dilekçesi ile şikayetçinin 21.05.2009 tarihli beyanında, şüphelilerin sahte çek basıp piyasaya sürmek suretiyle, nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve Çek Kanunu'na aykırılık suçlarını işlediklerinin iddia olunması karşısında; Cumhuriyet Savcısı'nca şüpheliler S. ve B......Ltd. Şti. yetkilileri gerektiğinde ticaret sicil memurluğundan da araştırılarak dinlenilmesi, defter ve belgelerinin incelenerek çeki ne şekilde elde ettiklerinin tespiti ile çekin bankaya kim tarafından gönderildiği araştırılıp varsa bu konuda bankadaki belgelerin celbi ve görevlilerin beyanlarının tespiti yerine şüphelilerden Z.'nin savunmasının tespiti dışında hiçbir soruşturma yapmaksızın kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmakla, itirazın bu nedenle kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsiz olup, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden, Konya Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen 23.06.2009 gün ve 2009/23941 soruşturma, 2009/9427 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik vaki itirazın reddine ilişkin mercii Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı'nca verilen 15.10.2009 gün ve 2009/729 Değişik iş sayılı kararın CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin 5271 sayılı CMK da gözetilerek mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 22.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy