(5237 S. K. m. 7) (5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 102, 104)
Dava ve Karar: I-) Sanığın nitelikli dolandırıcılık suçundan beraatine dair hükme yönelik katılan vekili ile o yer C. Savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7. ve 5349 s. Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9 uncu maddeleri hükümleri karşısında; sanığa yüklenen nitelikli dolandırıcılık suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabii olduğu, suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği en aleyhe kabulle 31.12.2002 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan vekili ile o yer C. Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1 inci maddesi gereğince uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK'nun 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322 nci maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2 maddeleri gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA,
II-) Sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan beraatine dair hükme yönelik katılan vekili ile o yer C. Savcısının temyiz itirazlarına gelince;
Dairemizce de benimsenen ve ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.03.1998 gün, 50/105, 01.06.1999 gün, 137/146, 10.10.2000 gün, 175/193, 23.10.2001 gün, 226/227 ve 30.05.2006 gün 173/145 sayılı kararlarında ve benzer nitelikteki içtihatlarında açıklandığı üzere; 5271 sayılı CMK.nun 225.(1412 sayılı CMUK.nun 257 ve 150.) maddesi uyarınca hükmün konusu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup, bir olayın açıklanması sırasında başka bir fiilden bahsedilmesi o konuda da dava açıldığı anlamına gelmeyeceği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 24.11.2006 gün ve 2006/31843 Esas sayılı iddianamesi ile, sanık S. K. hakkında dolandırıcılık suçunu işlediğinden bahisle kamu davasının açıldığı ve iddianamede tavsifi yapılan bu suçla bağlı kalınarak yargılamaya devamla karar verilmesi gerektiği, sevk ve tavsife göre, resmi belgede sahtecilik suçundan açılmış dava bulunmadığı, ayrıca her iki suçun da birbirlerinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu gözetilmeden, iddianame dışına çıkılarak dava konusu yapılmayan resmi belgede sahtecilik suçundan ek savunma hakkı tanınıp, yazılı şekilde beraatine hükmolunması,
Sonuç: Yasaya aykırı, katılan vekili ile o yer C. Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1 inci maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy