(5271 S. K. m. 34, 231, 232) (YCGK 20.02.2007 T. 2007/5-46 E. 2007/39 K.) (YCGK 29.05.2007 T. 2007/7-114 E. 2007/113 K.)
Dava ve Karar: Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.02.2007 gün, 46/39 ve 29.05.2007 gün, 114/113 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı CMK. nun 232. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, hüküm fıkrasında kanun yollarına başvurma olanağı bulunup bulunmadığı, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerektiği, aynı Kanunun 34. maddesinin 2. fıkrasında da, kararlarda başvurulabilecek kanun yolu, süresi, süre başlangıcı, merciie şekillerinin gösterilmesinin zorunlu olduğu, yerel mahkemenin 17.12.2007 gün ve 689/1054 sayılı kararında ise, kanun yolu, başvuru şekilleri ile başvuru süresinin ne zaman işlemeye başlayacağı hususlarının gösterilmediği anlaşıldığından, sanık C. A.'ın, 20.05.2008 havale tarihli dilekçesi ile yaptığı anılan karara karşı yaptığı temyiz başvurusunun süresinde olduğu ve bu hükmün kesinleşmemesi nedeniyle Mahkemenin 20.03.2008 gün ve 689/1054 sayılı ek kararı ile Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.04.2008 gün ve 2008/274 D.İş sayılı kararının hukuki değerden yoksun olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Hükümden sonra, 08.02.2008 günlü 26781 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK. nun 231. maddesi gereğince, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması"na karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen Mahkemenin 17.12.2007 gün ve 689/1054 sayılı hükmünün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy