(5237 S. K. m. 51, 205)
I- 5237 sayılı TCK'nın 205. maddesindeki "resmi belgeyi bozmak, yok etmek ya da gizlemek" suçunun oluşabilmesi için resmi bir belgenin içeriğindeki bilgilerin anlaşılmaz, kullanılamaz hale getirilmekle birlikte maddi varlığına dokunulmaksızın ondan faydalanma olanağının imkansız hale getirilmesi suretiyle bozulması veya belgenin maddi varlığına son verilerek yok edilmesi ya da belgenin bütünlüğüne dokunmaksızın hak sahibinin ondan yararlanmasını engelleyecek şekilde gizlenmesi gerekmektedir. Failin bir belgeyi ortadan kaldırmak, bozmak veya gizlemekle elde etmek istediği sonuç, hak sahibinin o belgeden yararlanmasını engellemekten ibarettir. Nitekim, belge ortadan kalkınca veya bozulunca bu yararlanma olanağı kalmayacağından failin elde etmek istediği sonuç da gerçekleşecektir. Gerçek belgenin aslı ortadan kaldırılarak veya bozularak sonuç elde edildiğinde suç da tamamlanmış olur. Aslı ortadan kaldırılan belgenin ayrıca suretinin bulunması suçun tamamlanmasında etkili değildir. Belgenin bozulması, yok edilmesi veya gizlenmesinin amacı hak sahibinin suça konu belgeden yararlanmasının önlenmesidir. Belge üzerinde tasarruf yetkisi bulunan bir kimsenin belgeyi bozması, yok etmesi veya gizlemesi halinde ise hak sahibinin suça konu belgeden yararlanmasının engellenmesi söz konusu olmadığından TCK'nın 205. maddesindeki suç da gerçekleşmeyecektir. Bu açıklamalar karşısında somut olayda; sanığın Şanlıurfa 2. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı tarafından 29 Mart 2009 mahalli idareler seçiminde sandık kurulu başkanı olarak atandığına ilişkin görev belgesini yırtarak ortadan kaldırmak suretiyle işlediği iddia ve kabul olunan eyleminde bir başka hak sahibinin o belgeden yararlanma olanağını ortadan kaldırdığından söz edilemeyeceği ve bu halde TCK'nın 205. maddesindeki suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine eylemin resmi belgeyi bozma suçunu oluşturduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması,
II- Kabule göre de;
1- 5237 sayılı TCK'nın 205. maddesinin ikinci cümlesindeki "Suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır." hükmü karşısında, ilçe seçim kurulu başkanlığınca sandık başkanı olarak görevlendirilmiş olması nedeniyle kamu görevlisi olan ve görevi ile bağlantılı yüklenen suçu işleyen sanığın cezasından bu hüküm uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- 5237 sayılı TCK'nın 51/7. maddesinde "hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere hakimin uyarısına rağmen uymamakta ısrar etmesi halinde ertelenen cezasının kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir" şeklindeki yasal düzenlemeye aykırı olarak kurulan hükümde "cezanın tamamının" infaz kurumunda çektirilmesine karar verilerek infazı kısıtlayacak şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca bozulmasına, sonuç ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 07.03.2013 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy