MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık ...’ün yokluğunda verilen hükmün, sorgusunda bildirdiği adreste 07.04.2014 tarihinde Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi uyarınca muhtara tebliğ edildiği, ancak 7201 sayılı Tebligat Kanunun 21. maddesindeki ‘‘....Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır...” ve muhatabın adresinde bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Yönetmeliğinin 30/1. maddesindeki “...muhatap veya adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak kendisinin imzalaması gerekir.” hükümlerine aykırı olarak muhatabın adreste bulunmama sebebine dair mevzuata uygun açıklama bulunmayan, komşu imzası veya imzadan imtina beyanının da yer almadığı tebligatın usulsüz olduğu anlaşıldığından, sanığın öğrenme üzerine 18.11.2014 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek tebliğnamede sanığın temyiz talebinin reddini isteyen ve dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.11.2018 tarihli 2018/427 Esas ve 2018/517 Karar sayılı ilamı ile sahte fatura düzenleme/kullanma suçlarında suça konu faturaların, 213 sayılı VUK‘nin 230. maddesine göre yalnızca unsurlarının tespiti amacıyla incelenmesinde zorunluluk bulunmadığı anlaşılmakla tebliğnamedeki bu hususa yönelik bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
1-Sanıklar hakkında “2009, 2010 ve 2011 takvim yıllarında sahte fatura düzenleme” ve “2009 ve 2010 takvim yıllarında sahte fatura kullanma” suçlarından açılan kamu davasında; sanıklardan ...’ün savunmasında, şirketi diğer sanık ... ile birlikte 2009 yılında kurduklarını, şirkette hiçbir belgeyi imzalamadığı, sahte fatura düzenlemediğini ve kullanmadığını, bu tür muhasebe işleri ile diğer sanık ...’ın ilgilendiğini, şirket kurulduktan yaklaşık 3 ay sonra şirketten kavga ederek ayrıldığını, alacağı olduğu için ortaklıktan ayrılmadığını bildirdiği, sanık ...’ın ise; sanık ...’ü tanımadığını, ... isimli şahsın işe sokma vaadiyle notere götürüp bazı evraklar imzalattığını ve bu şahsa vekalet verdiğini savunarak suçlamaları kabul etmemesi, mahkeme huzurunda beyanına başvurulan tanık ...’ın ifadelerinde ...’ın köylüsü olduğunu, bu şahıs ile başka dosyalarda sanık olarak yargılandığını, söz konusu şirketle ilgisi olmadığını, ...’ı bu şirketle ilgili olarak notere götürmediğini beyan etmesi karşısında maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından;
a-Tanık olarak beyanına başvurulan ... hakkındaki soruşturmanın tefrik edilmiş olması karşısında, soruşturmanın akıbeti araştırılıp, hakkında kamu davası açılmışsa mümkünse davaların birleştirilmesi, birleştirme mümkün değil ise bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya intikali sağlanması,
b- Dosya kapsamında bulunan faturalar dışında özellikle 2011 takvim yılında ... Ort. ... unvanlı mükellef adına düzenlenen 3 adet fatura ve farklı yıllara ait farklı mükelleflere düzenlenen faturaların bu faturaları kullanan mükelleflerden, bu mükelleflerin veya sanıkların bağlı bulunduğu vergi dairesinden sorulmak suretiyle getirtilip dosya içine konulması, dosya kapsamında bulunan ve dosyaya getirtilen faturaların sanıklar ile tanığa gösterilerek yazı ve imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması, faturalardaki yazı ve imzaların kime ait olduğu hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması,
c- Sanıkların ortağı göründüğü şirketin kullandığı faturaları düzenleyen mükellefler hakkında tanzim edilen vergi inceleme raporlarının ilgili vergi dairesinden getirtilmesi; düzenlenen faturaları kullandığı belirlenen mükellefler hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin ilgili vergi dairesinden sorulması düzenlenmiş ise onaylı örneklerinin getirtilmesi, aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması, dava açılmış ise dosyalarının getirtilip incelenerek ilgili belgelerin onaylı örneklerinin dosyaya alınması, suça konu faturaları kullanan ve kullandığı suça konu faturaları düzenleyen şirket yetkilileri veya kişilerin tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılarak çekinme hakları hatırlatıldıktan sonra sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıkları, kime verdikleri, sanıkları tanıyıp tanımadıkları ve faturaların düzenlenmesi ve alınması konusunda sanıkların bir iştiraki bulunup bulunmadığının sorulması,
d- Şirketin muhasebecisinin CMK'nin 46/1-c maddesi uyarıca çekinme hakkı hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmeleri, beyannamelere konu faturaların kim tarafından getirildiğinin, şirket işleriyle kimin ilgilendiğinin, sanıkları tanıyıp tanımadıklarının sorulması ve sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet hükümleri kurulması,
e- Sanık ... yönünden; Hükmün açıklandığı 20.03.2014 tarihli duruşmada, sanığın ... 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan hükümlü olduğu, duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar da alınmadan, sanığın duruşmaları kendiliğinden takip etme olanağı bulunmadığı dikkate alınarak, sanığın 5271 sayılı CMK'nin 193. maddesinin 1. fıkrası ile 196. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, son oturumda bizzat hazır bulundurulması sağlanıp, yüzüne karşı hüküm verilmesi gerektiği gözetilmeden, yokluğunda yargılamaya devam edilip hüküm kurulmak suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2-Sanık ... hakkında “defter ve belge gizleme” suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden; Defter ve belgeleri gizleme suçunun oluşabilmesi için, bunların vergi incelemesi amacıyla ibrazının istenmesi gerektiğinden, varlığı anlaşılan ve sanığa 07.07.2011 tarihinde tebliğ edildiği belirtilen 06.07.2011 tarihli 2011-1779/25 sayılı Defter ve Belge İsteme Yazısının dosya kapsamında bulunmadığı ancak 5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanun’un 1/1-4 maddesinde, her yıl Temmuz ayının biri ile yirmisi arasında mali tatil uygulanacağının ve mali tatil süresi içinde inceleme amacıyla defter ve belgelerin ibrazının istenemeyeceğinin öngörülmesi karşısında, defter ve belgelerin ibrazına ilişkin istem yazısının mali tatil süresi içinde 06.07.2011 tarihinde düzenlendiğinin anlaşılması nedeniyle, yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması,
3- Kabule göre de:
a) Sanıklar hakkında 2009 ve 2010 takvim yılları sahte fatura kullanma suçlarından kurulan hükümler yönünden; “Sahte fatura düzenlemek" ve “sahte fatura kullanmak” suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu ve birbirine dönüşmeyeceği gözetilmeksizin, kararın gerekçesinde ve hüküm fıkrasında “sahte fatura kullanmak” ibaresine yer verilmesine karşın TCK’nin 43. maddesinin uygulandığı hüküm fıkrasında "sahte fatura düzenlemek" denilmek suretiyle hükmün karıştırılması,
b) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 15.06.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy