MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge ve sahte belge düzenleme, defter ve belge gizleme
HÜKÜM : Muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge ve sahte belge düzenleme suçlarından:Beraat
Defter ve belge gizleme suçundan:Mahkumiyet
A) Muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge ve sahte belge düzenleme suçlarından açılan davalarda verilen beraat hükmüne yönelik katılan vekili tarafından yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
14/03/2013 tarih ve 2013/A-851/91 sayılı vergi suçu raporuna atıf yapan ...’nın rapor değerlendirme komisyonunun verdiği 03/04/2013 tarihli mütalaaya uygun olarak Konya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 16/07/2013 tarih ve 2013/11890 esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında 2008 takvim yılında, aslında ...….A.Ş. adına düzenlenmesi gereken yedi adet faturanın Kuntaş …Ltd. Şti. adına düzenlenmesi eylemi nedeniyle muhteviyatı itibariyle yanıltıcı fatura düzenleme, ...…. A.Ş. adına gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifası olmadan bankadan kredi çekebilmesi amacıyla bir adet sahte fatura düzenleme eylemi nedeniyle de sahte fatura düzenleme suçundan kamu davaları açıldığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarihli, 2012/11-1512 esas ve 2014/366 karar sayılı ilamında ayrıntıları açıklandığı üzere, sahte fatura düzenleme suçu ile muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme suçunun birbirine dönüşebileceği de gözetilerek; taraf beyanları ve dosyada mevcut vergi tekniği raporları ile tüm delillerden atılı suçların sübuta erdiği anlaşılmakla; sanık hakkında açılan davalarda belirtilen suçların kül halinde sahte fatura düzenleme suçunu oluşturduğu kabul edilerek bu suçtan mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken sahte fatura düzenleme suçundan ve ayrıca dava konusu yapılmayan sahte fatura kullanma suçundan tek beraat hükmü kurulması,
Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz talebi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
B) Defter ve belge gizleme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafii tarafından yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
1- Konya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 16/07/2013 tarih ve 2013/11890 esas sayılı iddianamesi ile, mütalaaya atıf yapılan vergi suçu raporuna aykırı olarak sanık hakkında, defter ve belge gizleme suçundan kamu davası açıldığı; ...’nın 03/04/2013 tarihli Mütalaası ekinde yer alan 14/03/2013 tarih ve 2013-A/851/91 sayılı vergi suçu raporunun “muhteviyatı itibariyle yanıltıcı ve sahte fatura düzenleme" suçlarına ilişkin olduğu “defter ve belge gizleme” suçundan verilmiş bir mütalaa bulunmadığı anlaşılmakla, öncelikle durma kararı verilip, "defter ve belge gizleme” suçundan 213 sayılı VUK'nin 367. maddesi gereğince dava şartı olan mütalaanın verilip verilmeyeceğinin Vergi Dairesi Başkanlığından sorulması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devamla defter ve belge gizleme suçundan hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
a) Sanığın cezası, yeniden suç işlemeyeceği kanaati ile 5237 sayılı TCK'nin 51. maddesi uyarınca ertelenmesine rağmen, hakkında daha önceden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği halde deneme süresi içinde yeniden suç işlediği, suç işlemekten çekineceği kanaati oluşmadığı gerekçeleriyle 5271 sayılı CMK'nin 231. maddesi uyarınca hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilerek hem çelişki oluşturulması ve 5271 sayılı CMK'nin 231. maddesinin 8. fıkrasına eklenen 2. cümle hükmünün suç tarihinden sonra 18.06.2014 tarihinde yürürlüğe girdiğinin gözetilmemesi yasaya aykırı,
b) 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz talebi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/02/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy