Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 27.11.2019 tarih ve 2019/16436 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04.12.2019 tarih ve KYB-2019/120750 sayılı ihbarname ile;
Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 206/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/07/2017 tarihli ve 2016/1682 esas, 2017/681 sayılı kararının "Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 14/06/2016 tarihli ve 2015/2401 esas, 2016/5531 karar sayılı ilamında "...Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunun oluşması için kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir. Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan yine beyan olunan bilgiler ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun oluşmayacağı açıktır..." şeklinde belirtildiği üzere, sanığın Yenimahalle Polis Merkezi Amirliğinde ifadesinin alındığı sırada kimliği ile ilgili sorulan sorulardan olan meslek bilgisi olarak akademisyen olduğunu beyan ettiği, yapılan araştırma neticesinde sanığın gerçek mesleğinin 4. sınıf emniyet müdürü olduğunun anlaşılması karşısında, basit bir araştırma neticesinde sanığın beyan edilen meslek bilgisinin doğruluğunun teyidinin mümkün olduğu, bu haliyle sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun'un 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşmayacağı gözetilmeden, sanığın yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Sanığın aslında akademisyen olmamasına rağmen, 27.04.2016 tarihinde Yenimahalle Polis Merkezi Amirliğinde alınan ifadesinde, mesleğini akademisyen olarak beyan ettiğinden bahisle resmi belgenin düzenlemesinde yalan beyan suçunu işlediğinin iddia ve kabul edildiği olayda; 5237 sayılı TCK’nin 206. maddesinde düzenlenen "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunun oluşması için kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesinin ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olmasının gerektiği, suça konu ifade tutanağının ise sanığın akademisyen olup olmadığı konusunda ispat edici bir niteliğe sahip olmaması nedeniyle, atılı suçun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşılmakla; ihbarnamedeki kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, Ankara 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 13.07.2017 tarihli 2016/1682 Esas ve 2017/681 Karar sayılı kararının CMK'nin 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA; bozma nedenine göre aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendi uyarınca karar verilmesi mümkün görüldüğünden, yüklenen suç unsurları itibarıyla oluşmadığından sanığın BERAATİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na İADESİNE, 10.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy