MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgileri kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanığın "uyuşturucu madde ticareti yapmak" suçundan yakalandığı sırada sahte sürücü belgesi kullanarak ismini ... olarak beyan edip bu isimle 13/07/2006-14/07/2006 tarihlerinde hakkında işlem yapılmasına sebep olması nedeniyle, açılan kamu davasında dosya kapsamında sanığın aynı sürücü belgesini 05/05/2010 tarihine kadar kullandığı ve sahte sürücü belgesinin bu tarihte ele geçirildiği anlaşılmakla; suç tarihinin resmi belgede sahtecilik suçu yönünden sahte sürücü belgesinin ele geçirildiği tarih olan 05/05/2010 olduğu , ayrıca sanığa yüklenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma eyleminin 5237 sayılı TCK'nin 268. maddesi yollamasıyla 267. maddesinde düzenlenen iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılacağı, TCK 267/8. maddesinde dava zamanaşımı mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarih olan İstanbul Kapatılan 10. Ağır Ceza Mahkemesi ( TMK 10. maddesi ile görevli) tarafından verilen beraat kararının kesinleştiği 14/11/2012 tarihinde başlayacağından, anılan suçlardan zamanaşımının dolmadığı anlaşılmakla tebliğnamedeki düşme isteyen görüşe iştirak olunmamış, ancak;
1-Mahkemenin yargı çevresi dışında, başka suçtan Muğla E tipi Kapalı ceza infaz kurumunda hükümlü bulunan ve duruşmadan vareste tutulma talebi bulunmayan sanığın, hükmün tefhim olunduğu duruşmaya bizzat veya SEGBİS yoluyla katılımı sağlanmadan yokluğunda mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 193 ve 196. maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması,
2- Kabule göre;
a) Sanık hakkında “resmi belgede sahtecilik” suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden;
Aynı belgenin süregelen kullanımı tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağından, sanığın "uyuşturucu madde ticareti yapmak" suçundan yakalandığı sırada ismini ... olarak beyan edip sahte sürücü belgesini kullandığı iddiasıyla açılan kamu davasında, sanığın aynı sürücü belgesini 05/05/2010 tarihinde de kullandığı ve hakkında İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2010/343 E. ve 2012/637 K. sayılı ilamı ile 5237 sayılı yasanın 204/1 maddesi gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası verildiği, sanığın İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2010/343 E. ve 2012/637 K. sayılı dosyasındaki eylemi ile incelemeye konu dosyadaki eylemlerinin tek resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu ve bu eylemler nedeniyle İstanbul 11. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2010/343 E. ve 2012/637 K. sayılı ilamı ile hüküm verildiğinden, mükerrer olan bu davanın 5271 sayılı CMK'nin 223/7. maddesi uyarınca reddi yerine mahkumiyet hükmü kurulması,
b) Sanık hakkında “ başkasına ait kimlik veya kimlik bilgileri kullanma ” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin olarak;
Sanığın katılana ait kimlik bilgilerini, aynı eyleme ilişkin olarak yürütülen soruşturma ve kovuşturma kapsamında farklı tarihlerde kullanma şeklinde gerçekleşen eyleminde, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı gözetilmeden, TCK'nin 268/1. maddesine göre belirlenen temel cezanın TCK'nin 43/1. maddesi uyarınca artırılması suretiyle fazla ceza tayini,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 03/02/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy