MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Sanık müdafinin 08.04.2015 tarihli temyiz dilekçesinin içeriği itibarıyla sanık hakkında verilen beraat kararının gerekçesine ilişkin olduğu gözetilerek yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu‘nun 23.11.2010 tarihli ve 136–229 sayılı kararı başta olmak üzere bir çok kararında da belirtildiği üzere, zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda derhal beraat kararı verilmesini gerektiren haller hariç olmak üzere, öncelikle zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesinin gerektiğinin kabul edilmesi karşısında; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri karşısında; sanığa yüklenen "kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmi belgede sahtecilik" suçunun, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK‘nin 342/2 ve sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK‘nin 204/1-3. maddelerinde düzenlenen suçu oluşturduğu, bu suçun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibarıyla tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK‘nin 102/3, 104/2 maddelerinde öngörülen 15 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin, suç tarihi olan 10.09.2004 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve dosya içeriği doğrultusunda 5271 sayılı CMK'nin 223/9. maddesi uyarınca derhal beraat kararı verilmesini gerektirir şartların mevcut bulunmadığı anlaşılmış, sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 09.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy