(6762 S. K. m. 1290)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı (Aksaray) Asliye 1. Hukuk Hakimliğince verilen 20.12.1973 tarih ve 911/795 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı avukatı tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 2.7.1974 gününde davacı A. T. ve Av. M.S. gelip davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı ve avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, kamyonun davalı şirkete kasko olarak sigortalayıp, bilahare tanker haline ifrağ ederek, durumu, şirketin Aksaray ilçesindeki acentası aracılığı ile davalıya bildirdiğini, tankerin bu özelliğine ilişkin olmayan alelade bir trafik kazası sonucu hasara uğraması nedeniyle vaki hasar bedelinin ihtara rağmen ödenmemesi nedeniyle, (30.000) lira hasar tutarının % 10 temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, tanker sigortası yapmadıklarını, davacı halafı hakikat beyanda bulunması nedeniyle poliçe hükümsüz olup, tazminat istenilemeyeceğini, muafiyet tenzilatı hariç, hasarın (16.500) lira olduğu hususunda davacıdan mutabakatname alındığını beyanla davanın reddi geketiğini ileri sürmüştür.
Mahkemece, özetle (davalı, yetkili acenteye sigorta konusu kamyonunu tankere çevirdiğini bildirmiştir. Acentanın mazereti nedeniyle zamanında bildirmemesi sigorta mukavelesinin münfesih sayılmasını gerektirmez. Kaldı ki, bu tabeddül, olayın cereyan tarzına ve oranımı için sarfedilen meblağa etkisi olmamıştır. İstanbul Teknik Üniversitesi uzman bilirkişilerce verilen hasar tazminatına ilişkin rapor benimsenmiştir. Davacı kar mahrumiyeti ve kıymet kaybı isteyemez. 25.658.70 liranın dava tarihinden % 5 faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine fazla talebin reddine) karar verilmiştir.
Hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Sigorta ettirenin hakikate muhalif beyanı Türk Ticaret Kanunun 1290. maddesi gereğince sigortacıya mukaveleyi fesih yetkisi verir. Ancak sigortacı hakikatı öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde fesih yetkisini kullanmamış ise bu hak düşer. Buradaki bir aylık süre hak düşürücü bir süredir. Olayda fesih yetkisinin kullanılıdığ iddia edilmemiştir. Esasen ittiladan itibaren bir aydan fazla bir süre geçtiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, poliçede kamyon yazıldığı halde, aynı plakayı taşıyan tankerin uğradığı hasardan dolayı kasko sigortasına müsteniden sigorta bedeli istenebilir.
Sigortacının dayandığı mutabakatnamede hasarın (16.500) lira olduğu tespit edilmiş ve davacılardan A. Bu belgeyi imzalamıştır. Davacılar arasında tanker otaklığı bulunduğu ve A.'nın, gerek mutabakatnameyi gerekse ihtarnameyi idareci şerik sıfatı ile imzaladığı anlaşıldığına göre mutabakatname davacılarnı ikisini de ilzam eder. Bu itibarla (16.500) liradan (2000) lira muafiyet düşülmekle beraber tankerin sigortası sebebiyle prim farkının tespit edilerek bunun dahi tenzili ve bakiyesinin sigortacıdan tahsiline karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı davalı sigortacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, davalı vekili duruşmaya gelmediğinden vekillik ücretinin tayinine yer olmadığına ve ödediği temyiz peşin harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 4.7.1974 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy