(6762 S. K. m. 702) (818 S. K. m. 32, 156)
Dava: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı C.C. K.'na ait taşınması satın almak için komisyoncu davalıya tapu harç ve masrafları için kapora karşılığında 1.8.1977 günlü (75.000) liralık çek'i verdiğini, sonradan taşınmaz satın alınamadığını, çek geri istenmesine rağmen geri verilmediğini ve icra takibine geçildiğinden karşılıksız çekin ve icra takibinin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının satıcılara ödenmek üzere çek verdiğini çek bedeli bankadan alınarak satıcılara ödendiğini, sonradan İş Bankası tarafından hesabın müsait olmadığından söz edilerek çek bedeli müvekkilinden alındığını, dolayısıyla müvekkilinin zarara uğradığını, davacının talimatının yasaya aykırı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre (75.000) liralık çek, tapu harcı ve kapora karşılığı alındığı ve bu amaçla ödemeler yapıldığını davalı ispat edemediğinden çek ve icra takibinin iptaline karar verilmiştir.
Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı, davacıdan taşınmaz mal satın alınmasının kaporası ve masrafları karşılığı 75.000 liralık çek almış bankadan tahsil etmiş, fakat sonradan davacının satış ve çekten cayması sonucu banka çek bedelini davalıdan geri almıştır. Bunun üzerine davalı çek'e dayanarak davacı aleyhine takip yapmış çek keşidecisi olan davacı da işbu davayı açarak çekin ve takibin iptalini istemiştir. Dava hukuki niteliği itibariyle çekle borçlu bulunmadığının tespiti, diğer deyimiyle bir menfi tespit davasıdır.
Gerçekten davalının davacıdan 75.000 liralık çeki tapu masrafları ve kapora giderleri karşılığı olarak aldığı 1.8.1977 günlü makbuz içeriğinden anlaşılmaktadır. Davalının çek bedelinin tamamının satıcıya kapora olarak verildiği yolundaki savunmaları belge karşısında geçersizdir.
Diğer yandan davalı, 20.7.1977 günlü olup davacıya hitaben yazdığı yazısında 100.000 lira istemiş, bunun 50.000 lirasını kapora olarak satıcıya vereceğini, 50.000 liranın da masraflar karşılığı olacağını belirtmiştir. Bu belgedeki önemli bir beyan da davalının kendi teminatı altında satıcılara 50.000 lira kapora vereceğini açıklamış olmasıdır. Bu açıklama içinde, satıştan vazgeçilmesi halinde kaporanın kendi tarafından davacıya ödeneceği taahhüdü mündemiçtir. Bu durumda kaporanın iadesi veya kaporadan bir borcu olmadığı yönünden davalıya husumet teveccüh eder. Bundan başka bilindiği üzere kapora pey akçesidir ve Borçlar Kanununun 156/1. maddesi hükmü gereğince akitten dönülmesi halinde pey akçesinin iadesi gerekir.
Davalı çekle 32.000 lira ve makbuz karşılığı olarak da 35.000 lirayı kapora olarak satıcı C. Ç.'a ödediğini savunmuştur. Gerçekten İş Bankası Çatalca şubesinden gelen 28.3.1978 günlü tezkere cevabında, davalının dava konusu çek bedelini tahsil ettiği 1.8.1977 gününde kendi hesabı üzerinden C.Ç. lehine 32.000 liralık bir çek keşide ettiği ve çek bedelinin adı geçen kişi tarafından tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Davalı ayrıca, C. Ç. imzalı ve 1.8.1977 günlü kapora olarak 35.000 lira alındığına dair bir belgede ibraz etmiştir. Ancak davalı çek'i kendi hesabından ödediği gibi 35.000 liralık makbuzda da davacı adına hareket ettiğine dair bir kayıt yoktur. Diğer bir deyimle, davalı, davacı adına hareket ederek kapora verdiğini belgede belirtmemiştir. Akit yaparken mümessil, sıfatını bildirmediği takdirde aktin alacak ve borçları kendisine ait olur (BK. 32/2). Bu durumda ve C. Ç.'a verilen çek ve onun tarafından verilen makbuza dayanarak davacının esasen adı geçen C.'a karşı dava açarak kaporanın iadesini istemesi olanağı mevcut değildir. Bu iadeyi ancak davalı isteyebilir.
Bundan başka, davalının kabulüne göre dahi, davalı 3. kişiye 67.000 lira vermiştir. Taşınmaz satışı yapılmadığına göre bir gider söz konusu olmadığı cihetle yedinde davacının borçlu olmadığı 8000 liranın mevcut bulunması gerekir.
Özetlemek gerekirse davalının kaporonun iadesini şahsen garanti etmiş olmasına, C.Ç. isimli 3. kişiden kaporayı ancak kendisinin talep etme olanağı bulunmasına göre, hükmün onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının reddile hükmün onanmasına, 3000 lira duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1665 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına 5.6.1979 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy