(6762 S. K. m. 116, 117, 119, 1023)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı (Mersin Üçüncü Asliye Hukuk Hakimliği'nce verilen 29.6.1982 tarih ve 728/409 tarih ve 728/409 sayılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki taraf avukatları tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 18.1.1983 gününde davalı avukatı Doğan Öner gelip davacı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması duruşmadan sonraya bırakılmıştı.Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının bir İsviçre Firması'na sattığı yüz ton nohutun vekil edeni şirketin donatanı bulunduğu gemiyle taşındığını, ancak davalı satıcının bildirimiyle ve faturası gözetilerek düzenlenen konişmentoda marka ve niteliği belirtilen nohutun, başka marka ve nitelikte çıkması yüzünden alıcıya tazminat ödemek zorunda kaldıklarını bildirerek TTK.nun 1023. maddesi uyarınca (4.069.113) liranın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, geminin yalnızca bir seferi için grekli işlemleri yapmak üzere verilen vekaletnamenin acente sıfatıyla dava açma yetkisini vermeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı Erkut'un donatana vekaleten yalnızca dava konusu dış satımla ilgili işlemlerini yürütmesinin kendisine acente sıfatını kazandıramayacağı, TTK.nun 116. maddesi uyarınca bir kimsenin acente sayılabilmesi için anılan işlemlerde sürekliliğin esas alınması gerektiği, kesin önelden sonra sunulan taşıyana ait vekaletnamenin de dava ehliyeti sağlamayacağı, dava için yasada öngörülen bu koşulun yerine getirilmemesi nedeniyle ücret tarifesinin 8/3. maddesi uyarınca davacının maktu vekalet ücretinden sorumlu olacağı gerekçesiyle ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm her iki yan vekilince de temyiz edilmiştir.
1 - Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
TTK.nun 117/3. maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez ya da şubesi bulunmayan yabancı ticari işletmeleri nam ve hesabına ülke içinde işlemde bulunanlar hakkında da, anılan Yasanın 8. faslında 116 ve ardından gelen hükümlerle düzene konan "Acente" hükümleri uygulanır. Ayrıca dairemizin bu konuda kökleşmiş nitelik kazanan içtihatlarıyla da kabul edildiği gibi (örneğin 20.12.1982 gün ve 1982/5727-5528 sayılı, 23.12.1982 gün ve 1982/5178-5596 sayılı kararları) TTK.nun 117/3 ve 119/2. maddeleri hükümlerine göre; ülkemiz içinde merkez ya da şubesi olmayan yabancı ticari işletmeler nam ve hasabına ülke içinde arızi de olsa işlemde bulunanlar hakkında dahi, vekil edeni adına dava açılabilmesi olanaklıdır. Bu nedenlerle, dava ehliyeti açısından sözü edilen acentelerin arızi olarak işlem yapması olgusu sonuca etkili değildir. Sözü edilen yasal düzenlemedeki amaç; ülkemiz içinde merkez ya da şubesi olmayan yabancı ticari işletmelerin takip ve dava edilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmak ve hak sahibinin yabancı ticari işletmenin nam ve hesabına Türkiye'de geçici de olsa işlem yapan acenteden hakkını elde etmesine olanak tanımaktır. Tersinin kabulü, TTK.nun 119. maddesi hükmünün uygulama olanağının ortadan kalkmasına yol açacaktır. Tüm bu nedenlerle ve uyuşmazlık konusu işin, niteliği yukarıda belirlenen acente tarafından bağıtlanan taşıma sözleşmesinden kaynaklanmasına göre; vekil edeni adına dava açıp davacı acentenin husumet ehliyetinin bulunduğunun kabulü ile işin esasının çiözümlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir.
2 - Davalı vekilinin temyiz istemine gelince:
Yukarıdaki bentde açıklanan bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda bir nolu bentde yazılı nedenlerle hükmünün davacı yararına (BOZULMASINA), iki nolu bentde yazılı nedenle davalının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek olmadığına, vekili gelmediğinden davacı yararına duruşma vekillik ücreti takdirine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine 20.1.1983 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy